Sevgili gül, sana kendimde kaynayan kazandan birikmiş, sonra silinmiş sularla geldim.
Sorma bana, nasıl kurulur ömrün kaygısız bahçesi
bir ayağım tek hücreli bir hatırada
bastığım bin yıllık toprakta öbür ayağım.
Yaktığım kadar yandım.
Yaşım başıma vursun geçtim aşk dediğimden,
-gülme bana gülümsün, gülüm kal, ömrüm
kendime yeni bir merhamet seçtim.
Kurumuş bir bataklık göğsümde, ayaklarımdan uzak duruyor su.
Ve sessizliğin yankısıyla kuruyorum kendimi yeniden.
Mutlak ıssızlıkla buluştum,
mutlak kopuştum hatıradan.
Bir şey değilim ben,
geç benden.