Özlem, kendi kendisini çoğaltan bir duyumsama biçimidir: özlenenin eksikliğinin duyulması, özlemin hep daha güçlü bir biçimde duyumsanmasına yol açar — özleyen, özleneni yanında bulamadıkça, onu hep daha güçlü bir biçimde yanına çağırır — özlenenin eksikliği arttıkça, özleyen için 'mevcudiyet'i de artar.
Gayet aklı başında görünüyor, insanlarla konuşuyordu; her şeyi ötekilerin yaptığı gibi yapıyordu, ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. —— Öylesine yaşayıp gitti.
Georg Büchner