"Göklerden öylesine bir şiddette yere indirilmiştim ki güçlükle soluk alabildim. Çan daha sık ve daha bir çılgınca gümbürdüyordu. Çanın sesini isimsiz bir korkuyla bekler oldum. Derken sanki güneşte kızmış, tırmalayıcı beyaz kumların üstünde surükleniyormuşum gibi hissettim kendimi. Bu da yerini katlanılmaz bir ıstırap duygusuna bıraktı. Derim ateşin işkencesinde kavruluyordu. Çan tınlayıp yas tuttu. Çakıp sönen ışık noktaları, sanki bütün yıldız sistemi boşluğa düşüyormuşcasına ardı arkasına gözlerimin önünden akıp geçti. Soluğum kesildi, acı içinde nefes aldım ve gözlerimi açtım..."