• 112 syf.
    ·2 günde·9/10 puan·Ne Okusam'dan
    TOTEMLERİMİZ
    İncelemeye başlarken isterseniz Freud'un ''Totem ve Tabu'' hakkında fikirlerini ve bu kavramların kökeni hakkında bilimsel verileri esas alarak değerlendirdiklerini masaya yatırmak yerine,evvela kelimelerin halk nazarında değerleri,ritüelleri ve yaygın olarak yanlış tanımları hakkında bilgi sahibi olalım,ardından konuyu Freud ve bilim nazarında enikonu değerlendirelim!

    *Totem Ne Demek
    Bu sözcüğün kökeni nerden gelmektedir, aslında gerçek anlamı ile totem ne demek gibi sorular aklınıza gelmiş olabilir. Bu nedenle bu kavram ile ilgili merak edilen her şeyi sizler için detaylı olarak anlattık. Bu kavram asıl anlamı ile Avustralya ve Kuzey Amerika’da yaygın olan bir inanç biçimidir. Ülkemizde bir çok kişi tarafından sapkınlık olarak nitelendirilen bu inanışta insanlar, hayvanları, ağaçları, taşları ya da herhangi bir nesneyi kutsal olarak benimsemektedir. Totem inancına inanan kişiler kutsal saydıkları nesnelerden bir takım isteklerde bulunurlar ve isteklerinin gerçek olması için onlara taparlar.

    Aslında bu inanışı benimseyen kişiler için bir tür putlara tapma eylemi gerçekleştirdikleri yönünde nitelendirme yapabiliriz. Totem inanışın da bu dine mensup insanlar gerçekleşen dileklerini taptıkları nesne’nin gerçekleştirdiğine inanmaktadırlar. Batıl bir inanç olan bu kavram, ülkemizde ise bir inanış olarak düşünülmemektedir. Hatta totem yapan insanların bir çoğu totemin gerçekte bir inanç biçimi olduğunu bile bilmemektedir. Halk arasında bu tür eylemler tamamen takıntı olarak yapılan ya da şans ve uğur getirmesi amacı ile yapılan davranışlardır.

    *Totem Nasıl Yapılır
    Aslında herkesin kendisine özgü belirlediği bir takım totem çeşitleri vardır. Kimisi herhangi bir eşyayı uğurlu ya da şans getirici olarak görüp onu yanında taşıyarak isteklerine kavuşacağını düşünürse totem yapmış olur. Totemin bir başka yapılma türü ise gerçekleşmesini istediğiniz olay gerçek olana kadar belirlediğiniz bir davranışı yapmaktan kaçınmanız ya da özellikle belirli bir davranışı yapmanız gerektiğidir. Mesela tuttuğunuz takımın maçını izlemediğiniz de kazandığını düşünüyorsanız ve takımınızın kazanması için maçları seyretmiyorsanız bu da bir çeşit totemdir. Uğurlu bir kalem belirleyerek her sınava onla girmek ve bu kalemin başarılı olmanız da etkisi olduğuna inanmanız da toteme örnek gösterilebilir.



    *Totem Çeşitleri Nelerdir
    Sözlü Yapılanlar: Uğurlu geldiğine inanılan bir kelimenin defalarca söylenmesi şeklinde yapılan toteme sözlü totemler denilmektedir. Mesela karşılaşmak istediğiniz bir kişinin adını bütün gün içinizden ya da sesli olarak tekrarladığınız da o kişiyi göreceğinize inanmak.

    -Eylemlerle Yapılanlar: Bu çeşit totemlerin iki türü vardır. İlk olarak herhangi bir eylemin yapıldığında uğur getirdiğine ve isteğin gerçekleştiğine inanılan totemdir. Sigara yakıldığında otobüsün daha erken geldiğini düşünmek bu çeşit totemlere bir örnektir. Diğeri ise herhangi bir eylemi yapmayarak istedğin gerçek olacağına inanmaktır. Sınav sonucunu kendisinin yerine arkadaşının bakmasını istemek de bu toteme örnek gösterilebilir.

    -Düşünce ile Yapılanlar: Bu eylemler sadece düşünerek yapılmaktadır. Örneğin sevdiği kişiye kavuşmak için sürekli onu düşünmek.

    -Birleşik Yapılanlar: Diğer totemlerin iki ya da daha fazlasının birlikte yapılmasına da birleşik totemler denilmektedir.

    *Totem İnancına Göre Tapınma Nasıl Olur
    Totem inancına inanan insanlar ülkemizdeki anlamı ile eylem yapmamaktadır. Hatta Totemizm’e inanlar, yani totemi bir din olarak benimseyenler yaptıkları eylemi totem yapmak olarak nitelendirmek yerine bir tür ibadet olarak görmektedirler. Onlar için totemin anlamı kutsallaştırdıkları objeye verilen isimdir. Toteme inananlar kutsal sayılan nesne sayesinde, yani belirledikleri totem sayesinde var olduklarına inanmaktadırlar. Totemlerinin onları kötülüklerden koruduklarını ve dileklerinin ancak onların isteği doğrultusunda kabul olacağına inanırlar. Başlarına gelen kötü olayları ise totemlerinin kendilerini cezalandırdığı yönünde yorumlamaktadırlar. Totemizm’e göre çeşitli ayinler düzenlenir. Bu ayinler ile totem inancı benimseyen kişiler, totemlerinden kendilerine yardım etmesini istemek için totemin etrafında şarkılar ve müzik eşliğinde dönerek dua ederler.

    *En Çok Yapılan Totemler
    Farkında olmadan aslında bir çoğumuz günlük yaşantımızda bir çok totem yapmaktayız. Kötü bir şey duyulduğunda kulağı çekmek ve tahtaya vurmak bile bir tür totemdir. Çünkü eski batıl inançlara göre tahta kutsal sayılmaktaydı ve bu şekilde tahtanın kendilerini koruduğuna inanılmaktaydı. Ayrıca kara kedi görüldüğünde uğursuluk getirdiğini düşünerek saçı tutmak da totem çeşitleri arasında bulunmaktadır. Burada kutsallaştırılan nesne ise saçtır. Merdiven altından geçmemek, ceviz ağacı altında oturmamak, 13 rakamını uğursuz saymak gibi anlamadan yapılan bir çok yaygın eylem toteme örnek olarak gösterilebilir. Bilinçli olarak yapılan yaygın totemler ise sınavlara uğurlu kalem ile girmek, maç izlerken uğurlu kazak giymek, bir iş görüşmesine giderken uğurlu bir kolye ya da saati takmak gibi yapılan davranışlardır.
    KAYNAK:https://www.biobilgi.com/...e-demek-totem-nedir/


    TABULARIMIZ
    Tabu nedir?
    Polinezya dilinde bir kelimedir. Genel olarak ilkel yerlilerin kutsal saydığı eşya veya şahıs, ya da hareketlerdir.

    Bu yerlilerin inanışına göre tabu özelliği başkasına da geçer, mesela bir kimse, tabu sayılan bir puta dokunursa kendisi de tabu olur ve kutsallık kazanır. Etnologlar tarafından Polinezya dillerinden alınıp kullanılmaya başlanmıştır. "Kutsal" nesnelerde olduğu gibi çelişkili bir yapısı vardır, iki karşıt anlamı da taşır. Hem "kutsal" hem "kirlenmiş" şeyler tabu olabilirler. Örneğin "kirlenen" kişiler, nesneler "kutsal" olandan ayrı tutulmalıdır.

    "Tabu" karşılığında birçok dilde kullanılan sözcükler de iki zıt anlamı birden taşırlar. Hastaları ve ölüleri toplumun geri kalanından ayırmak en eski zamandan beri bir gelenektir. Bazı tabular ise kadınlara, cinselliğe, doğuma veya belli olaylara yöneliktir. Dövüşte ölmüş bir horozu yemek, reisi silah altında olan bir evin erkek hayvanını öldürmek vb. Bazı tabular geçici, belli dönemler içinken bazıları süreklidir. Bazı kozmik ya da kutsal sayılan bölgeler, kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği yerler, bazı mezarlar gibi.

    Bugün farkında olmadan uygulanan bazı gelenekler de tabulardan kaynaklanmıştır. Bazı bölgelerde hükümdar toprağa dokunmamalıydı, çünkü güçleriyle toprağın ölmesine neden olabilirdi; bu nedenle taşınmalı ya da halı üzerinde yürümeliydi. Evrensel bir tabu yoktur ancak tabu mekanizması her zaman aynıdır. Bazı nesneler, kişiler ya da bölgeler tamamen farklı bir ontolojik sisteme dahil olurlar ve bunlara dokunmak ontolojik düzlemde ölümcül sonuçlar doğuracak bir kırılmaya neden olur.

    Bazı tabu örnekleri kaygı ve uzaklaşma yaratan, tuhaf, uğursuz, gizemli vb. olanların normal olanlardan ayrılarak tabu haline getirildiğini gösteriyor. Bu nesne, kişi ya da davranışlar aşağılanmaz, tersine bir değer atfedilir. Kızılderililerde, birçok Afrika kabilesinde, Şamanlarda kutsal güçlere sahip olan kişilerin itici görünüşe sahip, nöropat, sinirsel açıdan dengesiz ya da çirkin kişilerden seçilmesi gibi. Son olarak Sigmund Freud'dan bahsetmek gerekir.

    Freud tabuların bilimsel bir analizini yapmış ve bu tür yasaklara karşı güçlü bilinçaltı güdülerle hareket edildiğini ortaya çıkarmıştır. Yasaklamada, toplumsal bir kurallar ve yaptırımlar alanıyla, bu kural ve yaptırımların daha çok “mistik" ya da "büyüsel-dinsel" bir nitelik taşıdıkları bir başka alan arasında bir ayrım yapmak genellikle çok güçtü. Örneğin yakınıyla yatma konusundaki evrensel yasakta (eskiden tabu deniliyordu) durum, böyleydi.

    Yakınıyla yatma yasağının Lövi -Strauss, her türlü değiş tokuşun, dolayısıyla her türlü toplumun kurucusu olma özelliği taşıdığını ortaya koymuştu. Ancak Françoise Heritier, bütün toplumlar için yakınıyla yatma yasağının, yerel kişi (kan, ruhlar vb.) ve toplumsal ve “mistik” kalıtım kuramlarıyla sıkı bağlılaşımını da orrtaya koydu. Nitekim Taboo (1956) adlı yapıtında etnolog Franz Steiner, tabu kavramıyla son derece benzeşmez nesnelerin adlandırıldığını ileri sürdü ve bunları şöyle sıraladı:

    1. bir ayin anlamı taşıyan bütün saygı gösterme mekanizmaları;
    2. tehlikeli durumlarda gösterilmesi istenen özgül ve kısıtlayıcı davranışlar;
    3. bu tehlikedeki bireylerin korunması;
    4. bu tehlikedeki, dolayısıyla tehlikeli (antropolog Mary Douglas’ ın gösterdiği gibi, kirlenme durumunda) bireyler toplumunun korunması.

    Sözlükte "tabu" ne demek?
    1. Kutsal sayılan kimi insanlara, hayvanlara, nesnelere dokunulmasını, kullanılmasını yasaklayan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen dinsel inanç.
    2. Yasaklanarak korunan (nesne, sözcük, davranış).
    3. Tekinsiz.

    Tabu kelimesinin ingilizcesi
    adj. forbidden to use, forbidden to say, prohibited, banned (also taboo)
    n. prohibition, ban (also taboo)
    v. forbid, prohibit, ban (also taboo)
    Köken: Fransızca

    Tabu ne demek? (Ekonomi)
    (Taboo) Kelimenin aslı Polinezya diline dayanır. Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Kutsal sayılan kişi veya varlıklara dokunulmasını, bunların kullanılmasını yasaklayan, aksini yapanların büyük felaketlere uğrayacağı düşüncesine dayanan dini inanç.
    KAYNAK:https://www.nedir.com/tabu

    Evet,halk nazarında genel inanışlara ve tanımlamalara göre ''Totem'' ve ''Tabu'' kavramlarının bizdeki karşılığı bu!
    Peki Freud bu iki kavramı nasıl ele almış,onu inceleyelim.
    Kitabı incelemeye başlayabiliriz.

    Freud,kavramları ele alırken epey geriye,ilkel toplumlara rotayı çevirmiş.İlkel toplumların sahip olduğu inanışlar üzerine tarih bilimcilerin de fikirlerini ve gözlemlerini kaynakça belirterek,psikanalizden aldığı yardımla kitabı inşa etmiş.
    Kitabın bana göre bilhassa iki temel konuyu esas aldığını düşünüyorum.
    1-Oidipus kompleksi(Ne olduğunu anlatacağım!)
    2)İlkel kabileler arasında benimsenen totem ve tabuların;o zamandan bu zamana değin dinlerin,ahlakların,sanat anlayışlarının ve toplum bilincinin ortaya çıkmasında başat unsur olması.Biraz daha sadeleştirerek anlatayım: Şu an hayatımızı şekillendiren üst kimlik ve üst güç diyerek kabul ettiğimiz ne varsa o günlerden yadigar,ilkel insanlardan emanet...

    Kitaba dair totem ve tabu nedir?
    ''Bununla birlikte “tabu” dendiği zaman bundan, bu gizemli kendine özgülüğün taşıyıcısı ya da kaynağı olan bütün kimseler, yerler, şeyler ya da geçici durumlar anlaşılır. Bu kendine özgülükten doğan yasak da tabudur. Sonuç olarak sözcük anlamıyla, tabu dendiği zaman bir de olağanüstü kutsal, aynı zamanda da tehlikeli, kirli ve gizemli olan her şey anlaşılır.

    Wundt’a göre, tabu düşüncesinde “bazı şeylerden korkmayı anlatan âdetler ve bu âdetlere karşılık olan tapınma düşünceleri ya da davranışları vardır.” Başka bir yerde der ki: “Sözcüğün genel anlamına göre, tabu deyişiyle âdetlerin, göreneğin ya da yasaların koyduğu yasakları, bir şeye dokunmamayı, bir şeyi kullanmak amacıyla almamayı ya da bazı sözcükleri ağza almamayı anlıyoruz…” Yasakçı tabuları bulunmayan hiçbir budun ya da hiçbir uygarlık aşaması görülemez.''
    Kitapta yer verilen tabu örneklerinden biri: ''Karısını yitirmiş olan bir adam, karısının yerine başka bir kadını koyma isteğinden korunmak zorundadır; dul kadın da isteğe karşı koymalıdır. Kocasız kaldığı için başka bir erkeğe karşı istek duyabilir. Oysa yerine geçirme yoluyla isteklerin doyurulması, yas tutmada gözetilen ereğe uymaz ve ölünün ruhunun öfkelenmesine yol açar.''

    Kitabın yer verdiği totem tanımı nedir?

    ''Totemizmin Avustralya, Amerika ve Afrika’nın bazı ilkel insanları arasında dinin yerini alan ve toplumsal örgütlenmenin temelini oluşturan bir sistem olduğunu öğrenmiştik. Totemle birey arasındaki bu bağlılığın iki yana da karşılıklı yararı vardır; totem insanı korur, insan da eğer bu totem hayvansa öldürmeme, bitkiyse kesmeme ya da toplamama yoluyla çeşitli biçimlerde ona saygı gösterir.

    Bir totem boyunun üyeleri kardeş ve kız kardeşlerdir, birbirlerine yardım etmek ve birbirlerini korumak zorundadırlar; klanın bir üyesi bir yabancı tarafından öldürülürse, öldürenin boyunun tüm üyeleri bu cinayetin hesabını vermek zorundadır ve ölenin boyu tam bir dayanışmayla akıtılan kanın temizlenmesini ister. Totem bağları bizim bugünkü aile bağları üzerine düşüncelerimizden daha güçlüdür; ilkeller aile bağlarıyla bağlı değildiler; çünkü totem kural olarak anadan kalıtım olarak geçer, başlangıçta baba kalıtımının hemen hemen hiç önemi yoktu.''

    Toteme dair bir örnek:''Totem hayvan, ata hayvan sayılır. Öyleyse totem hem bir topluluk adı, hem de bir soy adıdır ve soy adı olmak açısından bu adın aynı zamanda mitolojik bir anlamı da vardır. Totemizmin kökeni sorunu şu biçimde de anlatılabilir: İlkel insanlar, kendileri ve boyları için hayvan, bitki ve cansız eşya adlarını seçmişlerdir.
    KAYNAK:https://sirazduvari.com/...-tabu-sigmund-freud/

    Şimdi Oidipus kompleksi nedir onu anlayalım ve yapbozun parçaları birleşsin.Sonra Freud'a göre tanrı dediğimiz kavramın,üst gücün nasıl ortaya çıktığını fark etmiş olacağız!
    ''Oidipus kompleksi ya da Oedipus karmaşası, Sigmund Freud'un kurucusu olduğu psikanalitik teoriye göre karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsinden ebeveyni safdışı etme konusunda çocuğun beslediği duygu, düşünce, dürtü ve fantezilerin toplamı.

    Freud'a göre her çocuğun ilk aşkı karşı cinsteki ebeveynidir. Erkek bebeğin sürekli annesine şımarması, babasının annesiyle ilgilenmesinden rahatsız olup ağlaması veya araya girmesi örnek olarak verilir.

    Erkek çocuk genellikle evde güçlü bir otoritesi olan güçlü rakibi babadan çekindiğinden her iki ebeveynden de uzaklaşmak zorunda olduğunu hissederken, annesinden çekinen kız çocuk hayran olduğu güçlü babasına daha çok yaklaşır.''
    KAYNAK:https://tr.wikipedia.org/wiki/Oidipus_kompleksi

    Yani bu mantığa göre bu kompleksi yaşayan bütün çocuklar yetişkinlikleriyle beraber anne ya da baba olduklarında,anne ve babayı kutsallaştırır ve bu düşünceyle baba tanrı olur, anne tabiat ana!
    Tanrı düşüncesiyle beraber dinler,dinlerle beraber de ahlak!
    Kitapta da bahsedilen budur!

    İncelemenin sonuna gelirken,Freud'un ortaya attığı düşüncelerinde mühim olanın kesinkes bu fikirlere inanılması yahut inanılmaması değil,üzerine kafa yorulması gereken çok değerli bilimsel tezler olduğunu düşünüyorum.
    Kitap,Freud'un okuduğunuz ilk kitabıysa ağır gelebilir.Ciddi zihin işçiliği ve not alışkanlığı isteyen bir kitap,bunu göze alarak okumanızı tavsiye ederim.Aksi taktirde okumak için okuyacaksanız sıkılırsınız,önceden araştırma yapmadan okumayı da göze almayın derim,anlayacaklarınız ve yorumlayacaklarınız epey kısıtlı kalır.
    Herkese şimdiden keyifli okumalar