بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla..
" “Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime, İslâm nişânı olduğu gibi, bütün mevcüdâtın lisân-ı hâl ile vird-i zebânıdır."
Daha girişte bu cümleyle karşılaşmakla uzun süredir uzak kalışımın pişmanlığını iliklerime kadar hissettim.
Bana ne kadar tesir ettiğini, içime nasıl nüfus ettiğini nasıl unutupta kendime bu kötülüğü yapıyorum hayret doğrusu.
Ve pekte hayret değil aynı zamanda, bilakis en büyük kötülüğü zaten insan kendine etmiyor mu zaten.
Bu kelimeler içe işleniyor. Tabiatın zikrine iştirak etmemek namümkün oluyor onunla beraber.
Bu halkaya iştirakle tarifsiz bir sürur kaplıyor ruhu. Kalp gözünü açmaya, aralamaya kuvvetli bir kalem hiç kuşkusuz.
Risaleyi methetmeye kelimelerimde, yeteneğimde yetmez doğrusu. Ondan nasibini alan her türlü kıyısından uzaklaşamaz; ön yargılı olana da ben ne desem tesir edemem.
Sadece bize olan etkisini hafife almayın, bizi onarıp güzelleştirmesini küçümsemeyin demek istiyorum.
Bizi hayatın olmazsa olmaz kelimeleri ve muhteviyatıyla buluşturuyor bu eserde;
Zikir, şükür, fikir, ibadet, tevekkül, teslimiyet..
İmanda ne kadar büyük saadet, nimet ve lezzet oluşu.
Bunların olmayışıyla doğan, insanın bütün benliğine nüfus eden hazin ve elim sonucu gösteriyor, temsili hikayeciklerle.
Tekrardan görüyoruz ki iman olmasa bu dünyanın yükünü taşıyamayız.. yaşadıklarımızın, gördüklerimizin üstesinden gelemeyiz.
"Demek, iman bir mânevi Tübâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise, manevi bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor."
Bu teşbihi hikayelerle bizi kıyısına getirdiği sonuç tam bir teslimiyetle böyle dile dökülüyor:
"Demek, selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyet'te ve imândadır. Öyle ise, biz