nontekemmül

nontekemmül
@buz_dagi
14 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Mevlana için bütün cüzi hakikatlerin üstünde olan aşkı anlatmak için kelimeler yetmez. Ama bu aşkın gerçekliğinden hiçbir şey eksiltmez: "Aşkı açıklamak için ne söylesem, aşka gelince o söylediklerimden utanırım Dilin anlatışı aydınlatıcıdır ama dilsiz olan aşk daha aydındır Kalem yazarken koşarak gider; ama sıra aşka geldi mi kendiliğinden çatlar Akıl, aşkı açıklamada eşek gibi çamura saplanıp kalır; aşkı ve âşıklığı yine aşk açıklar Güneşin delili yine güneştir Sana delil gerekse, ondan yüz çevirme"
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Özgürlük ancak bir anlama doğru yöneldiği zaman mümkün olan bir şeydir. Mesnevi'de şöyle denir: Mana odur ki senin her tarafını kuşatır Ve seni bütün suretlere mahkum olmaktan kurtarır.
Kapitalizm, toplu iğneden arabaya kadar sattığı her ürünün kültürel ve sembolik bir değerinin olduğunu biliyor. Bir ürünü pazarlayabilmek için önce onun neden vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu meşrulaştırması gerekiyor. Bu ise ekonometrik rakamlar değil kültürel algılama alanında yapılan bir şey. Bir ürünü üretip piyasaya vermeden önce önündeki muhtemel sosyal, psikolojik ve kültürel engelleri ortadan kaldırmanız gerekiyor. Her halükârda kültürel algılama biçimleri, pazar ilişkilerinin kilit unsurlarından biri. Bu yüzden Cola Turka ürününü Türkiye'ye New York ve Chevy Chase üzerinden sokmaya çalışırken, Coca Cola -hemen her yıl Ramazan ayında verdiği reklamlarla-yerel bir ürün olduğu imajını aşılamaya çalışıyor. Cola Turka'nın yerliliğini New York ile, Coca Cola'nın ise yabancılığını Ramazan sofrası görüntüleriyle aşmaya çalışması, sembolik birer mesaj olmanın ötesinde, kültür algılamasının belirleyiciliğini teyit ediyor. Kısacası ekonomik pa- zar kavgası kültürel pazar kavgasıyla beraber ilerliyor. Bu yüzden de dünya kültürlerinin sığlaşması ve küresel güçler karşısında işlevsizleşmesi, McDonaldslaşma süreciyle atbaşı gidiyor. Türkiye'deki televole kültürü bu dalganın bizdeki yansıması.
Daha büyük bir bütüne ait olmak, insanın ben-idrakinin kurucu unsurlarından biridir. İnsan, ontolojik olarak varlığın bir parçası olduğu için onu kendi epistemik dünyası içinde kalarak ihata edemez. Modern birey kendini varlığın üstünde ve dışında, adeta yarı-tanrısal bir mevkide konumlandırmak istese de insan, ancak kendinden daha büyük bir bütünün parçası olarak anlam kazanan bir varlıktır.
Sayfa 175
İnsan kelimesinin etimolojisini irdeleyen Ragıp el-İsfahani, e-n-s kökünün ünsiyet ve yakınlık kurma ile ilgili olduğuna dikkat çeker ve "İnsan ancak başkalarıyla kendi hemcinsleriyle yakınlık kurduğu zaman var olabilen bir varlıktır" der. Bu sebeple insan "tabiatı gereği medeni bir varlıktır". Burada "medeni" kelimesi şehre ait olan, şehirli, kolektif hayat ve sosyal yaşam manalarına göndermede bulunur. Fakat ünsiyet ve yakınlık, sadece diğer insanlarla değil aynı zamanda diğer varlıklarla ve bunların da üstünde Yaratıcı ile kurulan bir yakınlıktır.
Sayfa 174
Etimoloji