📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir yabani bitkinin evcilleştirilmesi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak söz konusu bitkinin genetik yapısının değiştirilmesiyle ilgili evrimsel bir süreçtir. Bu sürecin sonunda tarıma alınmış olan bitki artık doğal ortamda üreme yeteneklerini ve çevreye tohumlarını yayma stratejilerini kaybederler. Kendileriyle beslenen hayvanlara karşı fiziksel ve kimyasal savunma güçleri büyük ölçüde zayıflar. İyiden iyiye insana bağımlı hale gelirler. İnsan olmadan, üremelerini devam ettirmeleri mümkün değildir.
Tarıma geçiş, insanlığin beslenme alışkanlığında bir devrim yarattı. Evcilleştirilen arpa, buğday, mercimek, nohut, yulaf ve çavdar gibi tahılların insan diyetinde bolca yer alması yoğun karbonhidrat içerikli yiyecekler çağını başlattı. İnsanlık tarihinde hiçbir dönemde son 11 bin yıl içindeki kadar küresel düzeyde glusid açısından bu kadar zengin bir beslenme alışkanlığına sa hip olmadık. Tarım devrimi, Neolitik Çağ'a hayvancılıkla bera ber damgasını vurmuş en anlamlı değişimdir.
Günümüzdeki potasyum fakiri gıdalar, bol sodyumlu yiyecekler, rafine şekerli yiyecekler ve işlenmiş tahıllardan oluşan diyetimizin aksine taş devri diyetleri, sağlıklı bir besin yelpazesi sunuyordu tarihöncesi atalarımıza. Bebeklerimizin beslenme alışkanlıklarını da modern çağın diyet anlayışına uyarlamışız; sütten keser kesmez zayıf kalır, çelimsiz olur ve çabuk hastalık kapar korkusuyla, yüksek oranda şeker içeren ya da bol nişastalı gıdalarla, yüksek kalorili, katkı maddeli gıdalarla, mamalarla onları adeta glusid bombardımanına tutuyoruz. Sonuçta çoğu bebek küçük yaşlarda obez hale geliyor; sağlıklarını kaybediyor.