Ne kadar bitmesin isteyip geciktirsem de dayanamayıp bitirdim.Ah Acibe…Özleyeceğim seni.Bazı karakterler,bazı kitaplar,bazı kalemler özlenir.Esra hocam,üç kitabını da okuyan bir okur olarak şunu diyebilirim; sen hep yaz,biz okuyalım. Kitabın konusundan bahsetmeyeceğim,bana yaşattıklarını yazacağım.Kitap boyunca ağladım,sorguladım,anlamaya çalıştım,kamburlaştım;sevilmeyen,görülmeyen,anlaşılmayan çocuklar,kadınlar,tüm iyiler için.İçime çekildim.Kambur doğan da suçsuz,kamburu doğuran da ama doğurduğunu sevgisiz bırakan anne,evladının ömrünün katili değil mi?Müsemma’yı anlamaya çok çalıştım ama anne yüreğim izin vermedi,hak veremedi.
Son sayfaya kadar o kadar sorguladım ki:
Annelik mi kadınlık mı?Engelli bir çocuğa sahip olmak mı engelli olmak mı?Aile mi aşk mı? Aile olmak kan bağı mı kalp bağı mı?
Acibe’nin kamburuyla kamburlaşan Nazenin…
Sevgisizliğin çocukluğa,aşkın insana neler ettiğini okurken,insan yüreğindeki kamburlarla da yüzleşiyor. Ve temiz bir yürek yaşarken olmasa da ölürken el üstünde…O kadar gerçek sahneler var ki kitapta etkilenmek için kambur olmaya gerek yok.Bu da son değil ve ben devamını dört gözle bekliyorum.