Bir adamın, bir babanın, bir işçinin, bir insanın içinden geçen
uzun yolculuk.
Hayat kimi zaman dilini elinden alır, kimi zaman
çocukluğunu…
Kimi zaman gençliğini, sevmeyi istediğin birini…
Bazen aileni alır, bazen memleketini… Bazen bir kahkahanı
susturur, bazen gözyaşını saklamanı ister.
Ama hayat, hiçbir zaman tamamen susturamaz seni. Çünkü
susmak, bazen haykırmaktan daha gür çıkar. Çünkü yıkılmak,
bazen en sağlam temelin olur.
Bu yol, zorlukların içinden geçti.
Bir küçük evde, kalorifer yanmadan geçirilen geceler-
den çocuklarının gözünde kendini aradığın anlara, mahkeme
kâğıtlarında adını duymadığın ama kalbinde hâlâ “baba” diye
yankılandığın zamana kadar.
Sana ait olmayan şehirlerde, ait olmadığın işlerde, sen, hep
kendin kalmaya çalıştın.
Sen bir babaydın, evlatlarının adını içinden hiç silmeyen…
Sen bir oğuldun, annenin sessizce ağladığı sofrada yumru-
ğunu sıkan…
Sen bir işçiydin, her vardiyada geleceği için ter döken…
Sen bir insandın, bütün haksızlıkların ortasında yine de sev-
menin yolunu arayan.
Ve sonunda anladın:
Kimi yollar seni götürmez hiçbir yere ama sen yürürsen o
yollar anlam kazanır.
Kimi insanlar seni anlamaz ama sen anlarsan kendini, yeter.
Çünkü sen artık beklemiyorsun yolların açılmasını. Sen artık
yürüyerek kendi yolunu yaratıyorsun.
Bu kitap, bir kavuşma değil belki. Ama bu kitap bir tanıklıktır.