Aşırılığın hâkim olduğu anlarda insanın olağanüstü gergin doğası üzerinde öylesine trajik bir ifade yatar ki onu o anlarda tıpkı aniden çakan şimşeğin hızı gibi ne bir resim ne de bir söz betimleyebilir.
Bakışlarıyla gelip gitti; bir saniyeliğine cam gibi göz yuvarlaklarıyla boş boş bana baktı, tıpkı uykudan sarsarak güçlükle uyandırılan, içindeki sıkıntıdan bakışları hâlâ sönük ver yorgun olan, henüz tam ayılmamış bir sarhoş gibiydi.
Büyük bir güç beni, onunla dün beraber olduğumuz yerlere sürükledi, onu çekip uzaklaştığım bahçedeki banka, onu ilk kez gördüğüm kumar salonuna, evet o battakhaneye bile , sırf bir kez daha artık geçmişte olan şeyleri bir kez daha yaşamak için.