Hem… İnsanım ben, 3 milyon yıldır ne badireler atlattım! Ne salgın hastalıklardan, ne küresel krizlerden, ne kıtlıklardan, ne işkencelerden, ne savaşlardan, katliam ve soykırımlardan, ne atom bombaları ndan, ne canlı bombalardan sağ çıkmayı başardım!
Doğada güçlü alfa hayvanlar kapıyor aslan payını, doğrudur, gözümle de gördüm. Gel gör ki besin zincirinin en tepesindeki yırtıcılar bile yediklerinin üstüne bir de faiz tahsil etmezler.
Doğada gücü yetenin ayakta kaldığı acımasız bir düzen hakim kuşkusuz. Gelgelelim doğanın bir parçası olduğunu unutup kendini üstün ya da akıllı zanneden insan toplumlarının hem kendi aralarında hem de diğer canlılara karşı sergiledikleri acımasızlık, daha uygar görünüyor gözüme.
Üstelik sayıları günden güne eriyen elitlerin gücünün kaynağı artık akın ya da beden gücü değil, ailenin önceki kuşaklarının soygun ve sömürüyle Biriktirdikleri değerli kağıt parçaları. Dertleri de türün değil, nakit akışının devamı. Türün sonunu olasılıkla doğa ile yaşanan bu zıtlaşma getirecek.
Üremek, doğadaki tek aşkın hedef ola ki; o da en güçlü alfa hayvanların tekelinde. Ancak bu doğal elitizmin mantığı bileyalım: bedenin ve zekalısın en güçlü bireylerin genlerinin aktarılması, türün devamı için hayati bir koz.
Biz insanlar bu yalın mantığı bile tersyüz etmeyi başarmışız: türün geleceğini belirleyen genler; toplumun en güçlü değil, en zayıf halkasından geliyor, çünkü asıl üreyen onlar.