Çıkmazlar,kararsızlıklar hepsi sen yoksun diye.Sanki sen gelsen her şey düzelecekmiş gibi.(ŜÇ)
Aşk
Özür dilerim gelecekteki evlatlarım gelmeniz biraz zaman alacak galiba ne babanızın gelmeye niyeti var ne de benim gitmeye bir türlü olmuyor o kendi hayatını yaşıyor,ben kendi hayatımı yaşıyorum,bakalım nereye kadar gidecek böyle. Ne zaman kavuşacağız. Ne zaman bir aile olacağız.(ŜÇ)
Aşk
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Daha bir sürü şey şuramda darmadağınık.(E.C.)
Alıntı
Ulus-ötesi sermaye gruplarının, finans kapitalin ve lobilerin Amerikan iç siyaseti ile devlet kararları üzerindeki gücü, Amerikan siyasal sisteminin genetik kodlarında yer alan "yasal rüşvet" ve "kurumsallaşmış nüfuz" mekanizmalarına dayanır. Bu mekanizma, Amerikan anayasasının "hak arama" özgürlüğünü düzenleyen meşhur Birinci Maddesi arkasına gizlenerek, zamanla küresel sermayenin Washington’ı rehin aldığı devasa bir endüstriye dönüşmüştür. Amerikan siyasetinde paranın ve lobilerin rolü her zaman büyüktü; ancak sistemin tamamen kontrol dışı bir sermaye canavarına dönüşmesi, son yarım yüzyıldaki üç büyük kurumsal ve hukuki kırılmayla gerçekleşti. 1970'lere kadar sendikalar ve yerel gruplar siyasette daha etkiliydi. Ancak 1971 tarihli Federal Seçim Kampanyası Kanunu (FECA) ile Siyasi Aksiyon Komiteleri (PAC) yasal bir statü kazandı. Büyük şirketler ve finans çevreleri, adaylara doğrudan para aktarmak yerine bu komiteler üzerinden organize fonlar sağlamaya başladılar. Sermaye, dağınık halden kurumsal birer siyasi baskı unsuruna evrildi. Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin 2010 yılında verdiği "Citizens United v. FEC" kararı, ulus-ötesi sermayenin önündeki tüm yasal barajları yıktı. Mahkeme, şirketlerin ve sendikaların siyasi kampanyalara harcadığı parayı bir "ifade özgürlüğü" olarak kabul etti. Bu kararla birlikte "Super PAC" adı verilen yapılar doğdu. Super PAC'ler, bir adayın resmi kampanyasına doğrudan nakit veremezler ama o adayı desteklemek veya rakibini karalamak için sınırsız ve ucu açık harcama yapma hakkına kavuştular. Bu, küresel finans kapitalin Amerikan seçimlerini açık artırmayla satın alabilmesinin önünü açtı. Günümüzde ulus-ötesi sermaye, paranın kaynağını gizleyen kâr amacı gütmeyen vakıflar (501(c)(4) kuruluşları) üzerinden siyasete yüz milyonlarca dolar
1000Kitap
Bir fetva
❓Farzı cemaatle kıldıktan sonra sünnet kılmak için yer değiştirmenin hükmü nedir? ✒️Cevap: Kişi öğle, akşam ve yatsı namazlarının farzını cemaatle kıldıktan sonra sünneti bulunduğu yerde (namaz safında) kılması caizdir. Bununla beraber, Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: "Biriniz namazını kıldığı zaman önüne, ardına, sağına veya soluna çekilmekten aciz mi de böyle yapmıyor?"[1] Bu hadis-i şerife istinaden bazı alimlerimiz, selam verdikten sonra yer değiştirmenin (yani safı bozmanın) müstehap olduğunu söylemişlerdir.[2] Müstehap olmasının sebebi şöyle açıklanmıştır:[3] 1- Sonradan mescide girenlerin o esnada farz kılınıyor zannetmemeleri için, 2- Namaz kılınan yerler ahirette kişinin lehine şahitlik edeceğinden dolayı namaz kılınan ve secde edilen yerleri çoğaltmak için. ⭕️ Lakin bunu mutlaka yapılması gereken bir vecibe olarak algılamak yanlıştır. Dolayısıyla, mescit kalabalık ise yer değiştirmek için etrafa rahatsızlık vermekten kaçınmak gerekir. 📌 Müstehapları yerine getiren sevaba nail olur, terk eden ise azarlanmaz ve kınanmaz. 📖Kaynak: [1] Sünen-i İbn-i Mâce, Hadis: 1427; [2] İbn-i Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, c.1 s.531; Burhaneddin İbn-i Mâze, Muhît-i Burhânî, c.1 s.382; [3] Kâsânî, Bedâi', c.1 s.160;
1000Kitap
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam