D a h a Y ü k s e ğ e Ç ı k a r k e n . - Kişi şimdiye dek hayran olduklarından daha yükseğe çıktığında, tam da onlara batmış ve aşağı düşmüş görünür: çünkü onlar her koşulda, şimdiye dek bizimle birlikte (bizim sa yemizde de olsa) yüksekte olduklarını sanmaktaydılar.
Ç ö z ü m d e n Ö n c e k i A n d a . - Bilimde her gün ve her saat rastlanılır, birisinin tam da çözümden önce kala- kalıp, şimdi tüm çabalarının tamamen boşa çıktığına inanmasına, - tıpkı bir dolaşıklığı çözerken, tam çözülmeye yüz tuttuğu anda ondan ümidi kesen birisi gibi: çünkü tam da o sırada bir düğürne benziyordur en çok.
K. Marx ve C. Darwin'in yanı sıra S. Freud'un modern çağın dünya görüşüne şekil veren, "çağın ruh yapısı"'nı belirleyen bu karamsar, insanı aşağılayıcı, sözde bilimsel ve spekülatif hezeyanların ne kadar tahrip edici olduğunu tahmin edebiliriz.
Ş a i r v e G e r ç e k I i k . - Gerçekliğe sevdalanmış olmayan şairin ilham perisi de gerçeklik olmayacaktır ve ona çukur gözlü, fazla narin kemikli çocuklar doğuracaktır.
Filozoflar ve bilim insanları bunları tartışırken, Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yüzlerce kişinin öldüğü ve binlerce insanın yaralandığı Van depremi üzerine şöyle bir açıklama yaptı: “Deprem konusu sismologların, jeologların, jeofizikçilerin, deprem uzmanlarının, bilim insanlarının teorilerine, fay hatlarının hareketlerine indirgenemez; bunu yapmak bir zihin tembelliğidir, eşyanın hakikatine yönelik düşünce eksikliğidir, yaratıcılık eksikliğidir, fiziğin üzerine metafizik düşünce geliştirmek eksikliğidir; bu depremler bir tesadüf sonucu meydana gelmiş olamaz.”
Yaklaşık 17 bin kişinin öldüğü İzmit depreminde de türbanlı kızlar pankart açıp, slogan atıp, bu depremi ilahi adalete bağlamışlardı. Şimdi de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bu olayı Tanrı’nın işine bağladı. Üstelik Mehmet Görmez sözün gerisini getirmedi. Tanrı mükemmelse, ki tanımı gereği öyle olmak zorunda, böyle bir şeyi neden yapsın, masum insanların ölümüne neden yol açsın, geride kalanları neden acılar içinde bıraksın?
**Üstelik Diyanet İşleri Başkanı bu iddiayı ortaya atarken, birçok filozofu ve bilim insanını küçümsemekte, onları “düşünce tembeli” ve “yaratıcılıktan yoksun” olarak nitelendirmektedir. Yani kuşkucu felsefenin en önde gelen temsilcilerinden biri olan Antik Yunan filozofu Sextus Empiricus, deneyimci felsefenin ve Avrupa Aydınlanma hareketinin önde gelen ç düşünürlerinden biri olan 18. yüzyıl İskoç filozofu David Hume, 19. yüzyılda dünya dengelerini değiştirecek kadar önemli kuramlar ortaya koyan Alman filozof Karl Marx, yine aynı yüzyılda perspektivist felsefenin gelişmesine yaşamsal değerde katkılar sağlayan ve felsefeyi geri dönüşü olmayan yeni bir yola sokan Alman filozof Friedrich Nietzsche ve 20. yüzyılın en önemli filozoflarından ve varoluşçu felsefenin