Bu kitabı okurken, "Gereksiz bir kitap okunmasın ve okutturulmasın" diye düşündüm. Aslında düşüncemin çok değiştiğini de söyleyemeyeceğim. Elbette kitabı okurken kişisel farklılıklar vardır. Farklı bakış açıları dolayısıyla farklı dersler çıkaranlar da olmuştur. Lakin ben sevmedim. Kitabın sonunda hayvanlaşmış baş karakterimiz Nicholas Urfe'ye ne olacak diye merak ettiğimden sonuna kadar devam ettim. Yaptıklarından dolayı güzel bir hayat tokadı yediğini görmek de içime büyük bir su serpti. Ama yine de böyle bir kitaba vakit ayırmak istemezdim. Biliyorum yazarlar bazen hayatın farklı noktalarındaki insanları anlatırlar. Yazarın niyetini bilmediğim için de ona olumsuz bir şey söyleyemeyeceğim. Ama duyguları (benimki öfkeydi) harekete geçirmede başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Modern dünyamızda kadınlardan(erkeklerden hiç duymadım belki vardır bilmiyorum) çok sık duyulan bir şikayet vardır; ilişkilerde kadının ruhunu anlamadan tanımadan onun bedenine sahip olmak isteyen hayvanlaşmış bazı erkeklerden bahsederler. Hatta hayvanlaşmış demek de doğru değil çünkü hayvanın aklı olmadığı için onun fıtratıdır bu düşünce, ama insanın aklı ve iradesi vardır. Dolayısıyla böyle insanlara hayvandan daha aşağı olan esfel-i safilin üyesi demek daha doğru olur. İnsan ilişkilerinde bedensel haz bir sonuçtur. İnsan öncelikle karşısındaki insanın ruhunu, karakterini, yaşamını merak etmeli, tanımaya ve anlamaya çalışmalıdır. Elbette Rabbim insanlarda arzuyu yaratmıştır ama bu arzunun sınırlılıkları vardır. İslamiyet için bu helal bir daire olmalıdır. İnanmayanlar için de ilişkilerde insanlık kıyafetine uygun olan karşı tarafın önce ruhunun tanınmasıdır. Victor Hugo ne güzel söyler:
Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık!Ölüm her şeyi yok edecek.
**Ruhları
Vee seriyi bitirdik ilk iki kitap çokca güzeldi sevmiştim. Son kitap kötü değildi aslında ama nasıl desem bi yerden sonra artık baydı kısa tutulabilir ve kesinlikle daha muazzam bi son yazılabilirdi . Neyse Herşeye rağmen iyiki okumuşum dediğim kitaplardan oldu
Çaldığımız Yalanlar
Darkromance
Bağımsız Seri
Çift Taraflı Bakış Açısı
Yetişkin Kurgu
395 Sayfa
Puanım 7
Mutlu S.
1- Çaldığımız Yalanlar
2- Yaktığımız Gerçekler
3- Arzuladığımız Kan
4- Arzuladığımız Kan
5- Ettiğimiz Yemin
Alistair Caldwell & Briar Lowell
Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu)
Rooc Van Doren, savcının oğlu
Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu
Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş)
Rosemari Donahue belediye başkanının kızı ve aynı zamanda kasabanın en kötü şöhrete sahip 4 kişilik arkadaş gurubunda Silas ile sevgilidir ve birgün yüksek dozda yasaklı madde kullanmaktan hayatını kaybetmiş fakat Rosa aslında asla o maddeye bağımlı değildir.
Silas, Alistair, Rooc ve Thatcher arkadaşlarının c*nayetini örtbas edenleri bulmak için dedektif gibi iz sürerler ve bunu yaparken oldukça acımasız olurlar.
Briar Lowell'in hırsız babası hapse girince Panderso Springs kasabasında dayısının öğretmenlik yaptığı Hollow Heights üniversitesine okumak için gider.
*Alistair ve Briar arasındaki duyguları hissetmek pek mümkün değildi. İkilinin aşkı kitapta fazlasıyla geri planda kaldı. Bazı olaylar ters köşe olması için sanki zoraki yazılmış gibi geldi.
Yine de yazarın anlatım dilini sevdim, serinin devamının daha iyi ilerleyeceğini umuyorum.
Serinin ikinci kitabı ben bunuda sevdim sanırım yani fantastik dünyaya yeni giriş yapmış bi okur olarak gayet anlaşılır kolay okuduğum kitaplar oldu umarım 3.kitap içinde bu fikrimi sürdürebilirim
“ yitirilmiş şeylere üzülmekle,
yitirilebileceklerin korkusu ayrı şeyler değildir.”
s e n e c a
Söylediğim gibi, bizler ayakta kalanların çocuklarıyız ve belki de bu yüzden kendimizi iyi hissetmemiz çok
da olası değil. Anders Hansen
Eğer her şey yolundayken bile zihnimiz neden susmuyor?
İşte bunun cevabi okuyunca anlıyor insan o halde buyurun
Beyin dünyayı olduğu gibi algılamamıza izin vermez. Onun çok daha önemli ve öncelikli bir görevi vardır -hayatta kalmak- ve bu nedenle de bize dünyayı hayatta kalmamıza yardım edecek şekilde gösterir. Bu da bizi, en büyük duygusal belamıza
götürür: Kaygı. S:35
Hayatımız hiç bu kadar kolay, konforlu ve güvenli olmamıştı. Ama neden bu kadar çok insan kaygılı, yorgun, mutsuz? Beynimiz bir şeyleri yanlış mı yapıyor... yoksa tam da doğru olanı mı? Belki de bu sorunun cevabı biyolojik varlıklar olmamızda yatıyor.
modern dünyada her şey yolundayken bile zihnimizin sürekli olumsuzluklara odaklanıp susmaması durumunu tanımlar. Beynimiz, avcı-toplayıcı atalarımızın hayatta kalması için evrimleşmiştir ve bu nedenle her an potansiyel bir tehlike
veya eksiklik arar İyi Hissetmenin Dayanılmaz Zorluğu
Hayatta en önemli şeyin ne olduğunu düşünsek "iyi hissetmek", çoğunlukla listenin en
tepesinde yer alır...s:45
Okudum bitti fantastik hiç okumamış biri olarak söylüyorum benim başlangıç için tercihim oldu çok güzeldi tabi türe hakim olanlar için çok waw bi kitap değildir belki ama ben sevdim ya güzeldi Orion ve Rowan tatlıydı