bu şehrin insanları tatlı sever..tatlı sevdikleri için mi sürekli gülüyorlar ve bir kutlama halindeler bilinmez..
bu şehrin içinden, soluk yeşil nehirler geçer, kimisi gürleyik gibi coşkun kimisi durgun..
bu şehrin kadınları çok güzel, güzel olduğu kadar güzel de kokar..bir geçer yanından sanki çiçek tarlası..
bu şehrin büyüsü nereden, ilk türklerden mi, şamanlardan mı, komünizmden mi, sovyetlerden mi, ruslardan mı...
/yoksa yalnızlıktan mı/
kanalların etrafında, bol bol hamurişi ve tatlılı, şaşlıklı, pilavlı, samsalı, sınırsız kafeli, sürprizli bir dünya...
yürürken bir şehrin içinden iliklerine kadar geçip hissetmek bu olsa gerek...her bir adımda daha derine..tüm flanörlere...
Bir insanın arkadaşlarının ya da tanıdıklarının sayısının hiç bir değeri yoktur. Bu da sevgi görevi ile bağlantılı bir konu, ama esas düşünmemiz gereken ilişkinin mesafesi ve derinliği.