neşesi içinden taşacak kadar coşkun,
gözleri yıldızlarla yarışıyor parlamak konusunda
doğmamış henüz,
doğmasın da diyor içten taa derinlerden gelen o garip ses..
karın gurultusu mu, kulak uğultusu mu, yoksa sadece bungun bir havanın arkadaşı iç sıkıntısı mı?
günler günlerin ardından ve onları kovalayan yıldızlı gökyüzü ve derin mi derin iç hüzün..
iç huzur bir bebeğin kalbinde uykuydayken
diğer her ne duygu varsa -ki çoğu artık anlamsız olan- kaskatı, eskimiş ve solmuş, fersiz topraklar gibi yüzünde...
sıra sıra dizilen, anlam ve bütünlükten uzak kelimeler zihnine hücum ederken, susmayacak bu zihin okkalı bir küfür hak etmiyor mu...
bitsin diye dakikaları saydığı, güneşin gidişini dört gözle beklediği bir gün daha...günlerden bir gün daha...