• Daha iyi bir yaşamın anahtarı daha fazlasına sahip olmaya çabalamak değildir;daha aza önem vermektir.
  • Çabalamak değil, aynı yerden kırılmak yorar insanı..
  • “Gerekli şartlar sağlandığında herkes her şeyi öğrenebilir.”
    ~Benjamin Bloom~
    Rica ediyorum bırakın şu klişe “yapamazsın” sözcüğünü. Mümkünse hayatınızda bir kelime yerine dahi koymayın bu sözcüğü. Kimsenin de size söylemesine izin vermeyin. En samimi insanlar olsalar bile! Ne var yahu! Alt tarafı bir sınav, komite,dus, tus...
    Yapamadıysak da ne olmuş Allah aşkına? Beynimizi mi sattık dostlarım, nedir bu telaş? Öyle insanlarla karşılaşıyorum ki- en samimi arkadaşlarım da dahil- “bu sene yapman biraz zor” diyorlar. Hayır sizin derdiniz ney ? Çalışan bir insana bile bunu diyen bir millet konumuna düştük ya şurda oturup herkes ağlamalı! Utanın ya ! Bu kadar mı düştük, bir insanın geleceğini elimize verip oynayabilecek kadar moral bozmak niye? İçinizden bunu ben yapmıyorum diyenler çok...Ama emin olun bu konuda kırdığınız kalplerin, oynadığınız bir hayalin haddi hesabı yok. Çok gariptir ki bilen bilmeyen aklı olan olmayan herkes konuşur. Fakat çabalamak, inanmak ve yapmak..Bunlar akıl sahibi insanların madalyasıdır. Sevgili öğrenci arkadaşlarım, sana böylesi bir üstünlükle bakan bir insanın altında kalmamak için ÇALIŞ! Olmadı, tekrar ÇALIŞ! Tekrar, tekrar,tekrar...
    “Oldurana kadar...
    Olmadıysa kader!”
    Diyene kadar çabala. “ Her başarı, başarısızken size kötü davranan insanlardan alınan güçlü bir intikamdır” cümlesini tekrarlayarak çalış.
    Kimse olmasa dahi,
    Ben senin yanındayım!
  • Daha iyi bir yaşamın anahtarı daha fazlasına sahip olmaya çabalamak değildir ;daha aza önem vermektir, gerçekten doğru ve o anda önemli olana aldırmaktır.
  • Bence Yapılması gereken sonunda elinden bir sey gelmeyene kadar çabalamak.Çünkü cabalamadan yapilan her tercih veya yapilan her hareket belkide istediginiz sonuçtan dönmenizi sağlayacak...Siz çabalayın baktınız buna rağmen olmuyor o zaman vazgecersiniz
  •  “Üç Kulhüvallahü Bir Elham Üç Zor Mesele’nin Dibacesi işin işten geçmediği, Türkiye’de yapılacak şeylerin neler olduğu fikrine mahsus zeminin oluşmasına müsait vaktin işaretlerinin henüz belirebildiği inancıyla yazıldı. Bor’un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde’ye sürme düşüncesinde de değilim. Üç Mesele’yi Zor Zamanda Konuşmak içinde erittim ve ortaya daha netameli ÜÇ ZOR MESELE çıktı.”
    Okunması da anlaşılması da zor yazarlardan biri İsmet Özel. Üç Zor Mesle, yazarın da önsözde yer verdiği gibi iki kitabını bünyesinde barındırıyor . Kitap hakkında yorum yaparken o zamanın şartlarını ve özellikle o zaman ki "İslâmî Mücadele " yi unutmamak gerek. Mizacının bu derece sert ve radikal bir tutuma sahip olmasını nedenini açıklıyor satırlarında:
    “Bir meseleyi kökten kavramakla, o meseleye köklü bir çözüm getirmeye çabalamak birbirinden çok farklıdır. Kavrayıştaki köktenci tutumumuz bizim şükreden, haddeden tarafımızdır. Buna karşılık bir meseleyi kökten bir çözüm önermek, bir rubûbiyet iddiasıdır. Gerçekte meseleyi kökten kavrayan kişi, o meselenin nihaî çözümünün elinde olmadığını da kavramış sayılır. Ancak meselenin radikal bir yaklaşımla kavranışı o mesele içinde erimekten, o mesele dolayısıyla karşılaşılan belâlara, günahlara bulaşmaktan bizi alıkoyar. Kavrayışında radikal olmayan, istikametinde de isabetli olamayacaktır.”
     İçeriğinden bahsetmeden önce, kitabın zaman istediğini belirtmeliyim. Düşünce türünde olduğundan başka bir kitapla birlikte okunabilir, yavaş yavaş, üstünde düşünülerek. Zor Mesele'lerden bahsediyor çünkü yazar.
    "Bizim adamlarımız meselesi olan adamlardır. Dünya hayatında ne başarabilir isek meselesi olanlarla başaracağız. Hal yollarını kendimizin bulacağı meseleler karşısındayız: Müslim de, mü'min de, muhsin de olsak üç meseleyle yüzyüzeyiz."
    Teknik, medeniyet ve yabancılaşma.Üç kavramın birbiriyle bağlantılı olduğunu vurguluyor her seferinde yazar. Müslümanların batıdan bu derece etkilenmesi ve "batı taklitçiği" konusunda, batının tekniğini alalım ahlakı kalsın, düşüncesinin aksine bir görüşe sahip:
     "İslâm değerlerinin çağımızın bilim ve teknik kafasıyla birleşip beraber yaşayacağını ummak bir avuntudan ibarettir. Çünkü günümüze hâkim olan bilim ve teknik, Batı'da belli bir dönemde belirlenmiş bir kafa yapısının uzantısıdır; belli bir toplumsal yapının sinesinde gelişmiş, vasıfları İslâm'a taban tabana zıt bir sınıf eliyle gücünü dünya ölçüsünde yaymıştır. Bilimin ilerlemesi, bilime has özelliklerden değil, o bilim görüşünden en çok faydalanan insanlar yüzündendir."
    Netice-i kelâm, gayr-ı İslami bir düşünce ve yaşam biçimininden kurtulup, sahih bir niyetle her noktada İslam Ahlakı'nın gerektirdiğinin uygulanmasını vurguluyor İsmet Özel kitabında.
    "Müslüman gibi davranmayı değil, Müslüman olmayı (ruhuyla eyleme katılmayı) sonuç veren bir başlangıç kabul ediyor İslâm."