Eğitimde fırsat eşitliğini bırakın fırsat uçurumu var.
Öğrenciliğimde bu uçurumun bu kadar farkında değildim.
Kast sistemi ya da sosyal sınıflar(özgür doğanlar ve köleler) sadece tarih kitaplarında kalmadı; biçim değiştirerek yaşamaya devam ediyor. 🙂
Meslek liseliyim. (Bu bazı öğrencilere umut oluyor. Ne mutlu.) Devlet üniversitesinde okudum, yine devlet üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Üniversiteye dereceyle yerleştim, dereceyle mezun oldum. İlk öğretmenlik stajımı Fen Lisesi’nde yaptım. Sonra meslek lisesinde öğretmenliğe başladım. 😊
Türkiye’de bazı ailelerin bir çocuğun eğitimine ayırdığı bütçe, bazı ailelerin aylık gelirinin iki-üç katı, bazen daha da fazlası olabiliyor.
Bir tarafta okuyabilmek için çalışmak zorunda olan, ders çalışacak zamanı ya da ortamı olmayan çocuklar… Diğer tarafta önüne bütün imkânlar serilmiş çocuklar…
Sonra bu iki tarafı aynı parkurda yarıştırıyoruz.
(Sokakta kağıt toplayan, ışıklarda mendil satan çocuklar için bir şey yapılmamasına değinmiyorum bile...)
Yine de hep bu eşitsizliğin yenilebileceğini, sosyal ve ekonomik koşullar farklı olsa da her insanın bir beyne sahip olduğunu(en azından bu konuda eşitiz. 😊) savundum.
Ve bunca eşitsizliğe ve imkansızlığa rağmen başarmış insanların sayısının da az olmadığını düşünüyorum.
Daha çok çabalamak ve daha çok yıpranmak koşuluyla... :)
Diğerlerinin 3x çabayla ulaştığı başarıya, senin belki 10x enerji harcamayı kabullenmen, o aradaki uçurumu sağlığınla ve sabrınla kapatmaya çalışman, bitmek tükenmek bilmeyen bir çalışma azmine ve keçi inadına sahip olman gerekiyor. 100 defa düşsen de 101. defa "yeniden" ayağa kalkabilmelisin...
Bu şekilde yıpranmayı göze alamadığında özel sektörde ya da sevmediğin bir işte vs. çoğunlukla yine yıpranıyorsun maalesef...
Velhasıl eğer böyle bir yarışın