(Spoiler içerir.)
Kitap okumayı çok severim ama şu ana kadar okuduklarımdan çok azı herhangi bir işle meşgulken bitse de bir an önce kaldığım yerden devam etsem diye sabırsızlandırdı beni. Bunlardan biri de Elizabeth ve Darcy'nin aralarındaki tüm sınıfsal farklılıklara ve engellere rağmen birbirlerine hissettikleri derin sevgiyi konu alan Gurur ve Önyargı oldu. Aslında kitap heyecan verici olaylar dizisinden oluşmuyor daha çok karakterlerin iç dünyasını betimliyor ve biz de onların kendileriyle hesaplaşmalarına, çatışmalarına şahit oluyoruz. Kitabın daha en başlarında Elizabeth'in görüşlerini, yaşadığı döneme göre evliliğe bakış açısındaki farklılığı hızlıca benimseyerek ona yakınlık hissettim ve kitabın sonuna kadar kendimi hep o karakterin yerine koydum. Başlarda ben de onun gibi Darcy'den nefret ettim ve sonrasında onu daha iyi tanıyarak o soğuk, gururlu ve kibirli görüntüsünün altında hiç ummadığım sağlam bir karakterle karşılaştım. Elizabeth her ne kadar aklı başında, insanlar hakkında isabetli kararlar verebilen bir karakter olarak tasvir edilse de sonlara doğru onun Darcy hakkında ne kadar yanlış çıkarımlarda bulunduğunu görüyoruz. Bu hatalı çıkarımın başlıca sebebi olarak Darcy ile ilk karşılaşmalarındaki olumsuz izlenimi gösterebiliriz. Darcy mesafeli, asil, kendinden emin ve oldukça kibirli biri olarak karşımıza çıkıyor kitabın başlarında. Dolayısıyla onu yakından tanımayan bir çevre tarafından oldukça önyargılı ve olumsuz şekilde eleştiriliyor. Oysa Darcy yakınları tarafından çok sevilen hatta şımartılan bir bey. Elizabeth'in diğer kadınlardan farklı olarak çok daha doğal, hesapsız, kendine meydan okuyabilecek kadar cesur ve akıllı olması Darcy'i etkiliyor ve her ne kadar onun ailesini kendi konumundan çok daha düşük görse de ona hissettiği duygularla baş