Şevki yok..
Gül hazîn... sünbül perîşan... Bâğzârın şevki yok.. Derdnâk olmuş hezâr-ı nağmekârın şevki yok.. Başka bir hâletle çağlar cûybârın şevki yok.. Âh eder, inler nesîm-i bî-karârın şevki yok.. Geldi ammâ n’eyleyim sensiz bahârın şevki yok!
Ay Yıldız
O gece gök, bir bayrak gibi açıldı; hilal cesareti, yıldız ise umudu fısıldadı. Rüzgâr sustu, ağaçlar dinledi ve kadim bozkırların ruhu yeniden uyandı. Çünkü bazı semboller çizilmez; çağlar boyunca göğe yazılır. Hilal göğün gülümseyişi, yıldız ise milletin sönmeyen ışığıdır. 17.06.2026
Reklam
Nevzat Tarhan
Modernizmin dayattığı cinsiyet kimlikleri İnsanın kişilik özelliklerinin bir kısmının cinsel kimlikle ilgili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sosyal öğretiler çağlar içerisinde gelişip değişmektedir. Bu değişime paralel olarak iletişimin hızlı yaşandığı, insanların birbirleriyle kolayca haberleştiği bu yüzyılda, kadınla erkeğin çok yakın teması neticesinde cinsiyet rollerinin tartışma alanları da kaymıştır. Son bilimsel veriler ışığında bu mevzudaki sır alanları açılmış ve konuyla alakalı akademik tartışmaların yönü değişmiştir. Modernizm bize erkek ve kadının cinsel kimlik sınırlarını kaldırmayı önermektedir. ‘Kıyafette yaşanan unisex akımı kadın erkek kimliklerine uyarlanır mı?’ sorusunu sordurmaktadır. İnsanın psikolojik doğası kadının kadın, erkeğin erkek kimliğine uygun bir şekilde yaşaması gerektiğini söyler. İnsanlığın iyi bir gelecek yaşaması için, iki cinsin de cinsel kimliğinin sınırları netleşmelidir” dedi.
“Kadın ve erkek farklılıklarına rağmen eşittirler”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan Kadın ve erkeğin beyin yapısı, ruhsal ve psikolojik yönden birbirlerinden pek çok farklı yönü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ancak iki cinsten birinin diğerinden üstün değil, iki cinsin bir elmanın yarısı gibi bir birini tamamladıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son dönemlerde yoğun bir şekilde süregiden kadın-erkek eşitliği konusundaki tartışmalara açıklık getirdi. Tarhan, “Kadın Psikolojisi” isimli kitabında iki cinsi biyolojik ve psikolojik yönleriyle tahlil eden Tarhan, önemli ayrıntılara dikkat çekiyor. Son 10-15 yıldır nörolojik bilimlerdeki devrim ve genetik bilimlerdeki olağanüstü gelişmelerin kadın erkek farklılıklarını yeniden ele almayı zorunlu hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan şu değerlendirmelerde bulunuyor. Kadına biçilen roller yeniden değerlendirilmeli “Birinci önermemiz, kadının biyolojisini göz önüne almadan onun için en uygun olanın tanımlanamayacağı gerçeğidir” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İkincisi, kültürel ve geleneksel aktarımların kadına biçtiği rollerin, günün verilerine göre yeniden tanımlanması gerektiği gerçeği. Üçüncü önermemiz, modernizmin getirdiği sosyokültürel değerlere rağmen ruh sağlığımızdaki olumsuz gidişatın kadın psikolojisi üzerindeki sonuçlarını gözden geçirmek gerekliliği. Dördüncü ise, kadına ikinci sınıf olmayı öneren erkek egemen kültüre karşı, kadın erkek savaşlarını teşvik eden feminizmin yanlışı yanlışla düzeltmeye çalıştığının kanıtlanması” dedi. “Ortalama erkek, ortalama kadından daha üstündür” düşüncesinin Aristoteles’in tezi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Aynı tez materyalizmin teorisyenlerinden Nietzsche tarafından da savunuldu. “Peki, günümüze gelindiğinde bu durumun alternatifi nedir?
Gül hazîn, sümbül perîşan, bâğ-ı zârın şevki yok, Dertnâk olmuş hezârın nağmenkârın şevki yok. Başka bir hâletle çağlar cûy-i bârın şevki yok. Ah eder inler nesîm-i bî-karârın şevki yok. Geldi ammâ neyleyim sensiz bahârın şevki yok.
TECDİD ve MÜCEDDİD-İ ELFİ SÂNÎ...
(...) İslâm mutlak fikirdir ve mutlak fikrin mutlak tatbiki, sadece Asr-ı Saadet’te… Çünkü mutlak fikir zihnî çaba ile kurulamaz, nakil’dir. “Mutlak Muhatab Anlayış”, sadece nakl’in (Kur’ân’ın) ilk muhatabına, birinci derecede hitab ettiğine verilmiştir. Bu (Kur’ân ve sünnet), değişmeyen öz’dür; çağlar üstüdür, “absoluter geist”tir (Mutlak Ruh-Fikir); hiçbir çağa, hiçbir topluma göre değişmez. Ama her gelen çağ, yeni yeni meseleler getirdiği için, değişmeyen öz, her yeni mesele karşısında kendini yeniden açar; her yeni mesele karşısında değişmeyen öz’e bağlı yeni çözümler gerekir. Her çağ için ayrı İslâm olamayacağına göre, her çağın İslâma Muhatab Anlayış’ının ne olduğunu bilmek gerekir. Veya: “Şuur seviyesinin her değişiminde gerçeklik seviyesi de değişir…” Tarihî konjönktür-dilimler içinde gerçeklik seviyelerinin tasviri, tahlili ve bu tasvir ve tahlilin İslâm’ın hakikatine nisbeti, İslâma Muhatab Anlayış‘ı verir… İslâm’da buna tecdid (yenilenme), bunu yapan kimseye de müceddid (yenileyici) denir. Ama bu yenilenme, İslâm’ın yenilenmesi değildir; İslâma Muhatab Anlayış’ın yenilenmesidir. Geçmiş çağlarda birçok büyük müceddid gelmiştir. Bunlardan en sonuncusu ve en büyüğü Hindistanlı büyük İslâm âlimi İmam-ı Rabbanî‘dir. Müslümanlar onun “Müceddid-i Elf-i Sânî-İkinci Binin Yenileyicisi” olduğunda ittifak etmişlerdir. Birbirinden kopmuş bulunan Şeriat ve tarikat yollarını o birleştirmiş, İslâm’ın hakikatinin hangi yolda olduğunu o bildirmiştir. __Fakat 500 yıldır, çağın getirdiği meseleler karşısında bir yenilik getirilmiş değildir. Her çağda İslâma Muhatab Anlayış‘ın ne olması gerektiği bilinirken, son 500 yıldır bu ölçü kaybedilmiştir. Veya basitçe: Kanunî devrinden başlayarak, gerçek Müslüman tipinin yerini “kaba softa ham yobaz” ve ardı sıra
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam