"Dünyada en çok iğrendiği insanlar, zengin ve mesut insanların etrafında yaşayan, onların saadetlerinin kırıntılarıyla bahtiyar olmaya çalışanlardı. Adi bir kulübe penceresine asılmış süslü bir perdeye, genç bir kadının çamaşır ve bulaştıktan pörsümüş parmağa taktığı yüzüğe daima acımış ve gülmüştü. Bunlara ne lüzum vardı. Insan, kendi hakini bilmeli, elde edemeyeceği şeyi mümkünse istememeli, mümkün değilse bu arzuyu bir ayıp gibi gizlemeliydi!"