Balzac, bir ara, Almanya'ya gitmişti. Bir tek kelime Almanca biliyordu. Bir yerden bir yere giderken arabacıya ne vereceğini kestiremiyor, pek zor bir durumda kalıyordu. En sonunda, şöyle bir usul buldu:
Arabacının avcuna metelikleri birer birer koyuyor, bir yandan da adamın yüzüne bakıyordu. Arabacı gülümsediği vakit, ona hakkından bir metelik fazla verdiğini anlıyor, hemen onu geri alıyordu. Bu da büyük yazarın insan ruhunu ne ince bir ustalıkla anlamış olduğunu gösteren örneklerden biridir.