Bir harfiyat kamyonunun gece yarısı yapayalnız bir adama çarptığı gibi çarpan bir hikâye...
Aziz Bey Hadisesi kitabıyla külliyatına başladığım Ayfer Tunç'un okuduğum beşinci kitabıdır OSMAN. ( Aziz Bey Hadisesi - Saklı - Dünya Ağrısı - Kapak Kızı)
Ayfer Tunç (bana göre) bu ülkenin en iyi kadın romancısıdır. Okuduğum ilk kitabından son kitabına kadar aklımda hep; Tunç'un biz erkekleri nasıl bu kadar ustaca çözüp her eserinde erkeklerin ruhunu ve psikolojisini her olay kurgusunda erkeklerden daha iyi anlattığı ve okura bunu iliklerine kadar hissettirdiği olmuştur. Oysa kendisi Siyasal Bilimler ve Gazetecilik mezunu bir yazar. E cinsiyeti ne olursa olsun insanı çözüp, yazıp, hissettirebilene de zaten romancı diyorlar değil mi ? Bu yüzden benim bir numaramdır Ayfer Tunç. Dünya edebiyatında da bunun tam tersini yapıp daktilo ya da klavye başına oturduğunda sanki tövbestağfurullah cinsiyet değiştirmiş de oturmuş yazmış gibi hissettiren diğer tek yazar da Stefan Zweig'tir. (bana göre) Tüm eserlerinde kadın ruhunu ve psikolojisini o eşsiz kurgusu ile öyle bir anlatır ki arama moturuna kadın mı erkek mi bu yazar diye sorarsınız. Karşı cinsi bir olay örgüsü ile her yönden anlatıp hissettiren çok az romancı var.
Geleyim Osman'a... Beş yaşından, elli küsür yaşına kadar, kafan bir kamyonun altında paramparça olduğu güne kadar bana inanılmaz bir arkadaşlık yaptın Osman. Kötülüğün tanımı konusunda kafamı çok karıştırdın. Fazla okuma, sürmenaj olursun derlerdi. Şimdi kimse okumadığı için bu söze gerek kalmadı ama Oblomov'dan beter haldeydin sen Osman. İlya İlyiç bile acınası yaşamıyla uzlaşmıştı ama sen kendinle bile uzlaşamadın Osman. Başladığı işi bitiremeyen bir korkaktın, her şey olmak isterken hiçbir şey olamayan, konfor alanından çıkamayan, korkuyla kendini çocuk yaşta