“çok içme, dedi bana. yoksa kötü düşler görürsün. suçlu ve yalnız kalırım karanlığın ortasında. elini tutamam ve notaların hepsi kurşun gibi batar kalbimize.”
arkadaşlarına onun hastalandığını, yavaş yavaş acıyla eridiğini söylüyorum. ama kimse bilmiyor, gece sokaklarda dolaşırken, kendini öldürecek bir yer aradığını.
şimdi ben özgürüm. burada özgürlük sözcüğünü yalnızca kapalı olmamak, kilitlerin ardında bulunmamak anlamında kullanıyorum. ölümle burun buruna geldim, ama işte özgürüm.
beynim uzaya atılmış gibi. uyuyamıyorum. kafamın içinde durdurulmaz bir düşünce akımı var. uyutun beni. hapları saklamayın. doktor getirin. uyutun. hastalanıyorum.