Eroin Güncesi 2

ADA 4-4910

Kanat Güner
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı:
173
Basım Tarihi:
Haziran 1999
Yayınevi:
Ada Müzik Yayıncılık
ISBN:
9789759607883
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·173 syf.··
2022 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2022 10:36
Kaç yazarın kitap ismi mezar yerinin ada-parsel numarasını içerir. "Millet, ben sigara bile içmiyorum diye zırıl zırıl ağlayıp sonra kokainman çıkıyor, ben her deliğe burnumu soktuğumu itiraf edip dürüstlüğüme saygı beklerken şamaroğlanı oluyorum." Kanat Güner'in Öküz dergisinde yayımlanan "Kızma Albayım" yazısına ait bu satırlar. Belki 'şamaroğlanına' döndüğü için intihar etti, hemde imza gününde, millete ders verircesine. Eroin Güncesi kitabını yıllar önce okudum ama kitabın içinde ne olduğunu anımsayamıyorum. Aklımda sadece duygusu var. Hani bazı kitaplar okursunuz sizde farklı bir his bırakır, işte Eroin Güncesi böyle bir kitaptı. Ada 4-4910 kitabını okurken aynı his oluştu. Aynı burukluk, aynı melankoli. Kanat Güner'in ölümünden sonra kardeşi Sonat Güner tarafından hazırlanmış, içinde iki hikaye, yayımlanmış yazılar (Öküz Dergisi), yayımlanmamış yazılar ve mektuplar. Son sayfalarda Sonat Güner tarafından ablasına yazılmış bir mektup var. Yaşasaydı eğer yeraltı edebiyatının ender kalemlerinden olabilirdi. Şu dönemde olsa senaristler peşine düşer teklif üstüne teklif alırdı. Ama o kendini öldürmeyi tercih etti. Eroin Güncesi kitabıyla ne kadar gurur duyduğunu dile getirirken, aslında toplum baskısını da yanına taşımış oldu. "Başka kanatlar kırılmasın" diye kendini feda etti aslında. Derin, hüzünlü ve muhteşem bir kitap.
ADA 4-4910Kanat Güner · Ada Müzik Yayıncılık · 1999129 okunma
Bir Kaybeden
9/10
·173 syf.·
2025 20. kitabı
Bazı kitaplara inceleme yazmak, tahmin edilenden çok daha zorlayıcı olabilir. Çünkü yazarın hayatının mürekkebi, öyle kalın ve keskin çizgiler çeker ki, kitabı okurken onun yaşam öyküsünün etkisinden sıyrılmak neredeyse imkânsızlaşır. Kanat, başarılı bir doktor olma potansiyeline sahipken, “sevgilisi” olan maddeyle — onun aşırı dozu aracılığıyla — kendi hayatına son vermeyi seçmiş ve yaşamayı başaramamıştır. Üstelik bunu, kitabının imza günlerinden birinde gerçekleştirmiştir. Sadece başarılı bir doktor olmayı değil, aynı zamanda başarılı bir yazar olmayı da reddetmiştir. Aslında, mümkün olan her şeyi olmayı reddetmiştir. Kaleminin gücü, kameraların karşısına geçip “Ben bağımlıyım” diyebilecek cesaretten ya da dürüstlüğünden geliyor gibi görünse de; belki asıl sebep, zor kelimeleri eli hafif bir hemşire gibi ustalıkla yazabilmesidir. Belki de damarlarında ölümün yolunu arayan birinin kalemi, zamanla yumuşar, kadifeye dönüşür. Kitabının adı, Kanat’ın mezar taşının parsel numarasıdır. Yaşamının absürtlüğü, daha isminden itibaren sızar. Kendisine sempati duymadan satırlarını geçmek zordur. Hatta okuyucuya şu soruyu bile sordurabilir: “Bu kadar düşmüş biri neden umurumda oluyor?” Camus’nün de dediği gibi, hayatla ilgili çözülmesi gereken ilk problem, onun yaşamaya değer olup olmadığına karar vermektir. Kanat bu ilkeye sadık kalmış, kendi ifadesiyle sahneye ne zaman girmesi gerektiğini bulamamış ama sahneden çıkması gereken anı tam zamanında yakalamıştır. Ve bir kez daha, bu kez yaşamı reddederek bir başarıdan vazgeçmiş; istikrarlı bir kaybeden olarak yoluna devam etmiştir. Kaybeden yazarların en karizmatiklerinden biridir.
ADA 4-4910Kanat Güner · Ada Müzik Yayıncılık · 1999129 okunma
Senin yazacağın, Amy' nin söyleyeceği çok şeyler vardı,yazık oldu ...
10/10
·173 syf.·
2020 9. kitabı
Öncelikle kitabı basılı formatta bulabilmiş ve almış olan varsa ne mutlu ona zira basımı yok,sahaflarda 80-200 TL arası mevcut.Ben taktım okuyacağım ama o fiyatlara da çıkamam derseniz webde pdf formatında mevcut. Kitap, Kanat' ın ölümünden sonra kız kardeşi tarafından basıma verilmiş. Bağımsız 3 bölüm var bu kitapta; İlk bölüm 2 adet kısa hikaye, 2.bölüm Öküz Dergisi' nde yayınlanmış yazılar ve 3.bölüm dergide yayınlanmamış yazılar. İlk kitabında kendini hissettiren mizahi havadan çok da eser yok bu kitabında ama sevdim.Şöyle çarpıcı,samimi bir şeyler okumak isterseniz mutlaka derim.
Edebiyat
ADA 4-4910Kanat Güner · Ada Müzik Yayıncılık · 1999129 okunma
10/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 04:15
Sanırım 20 yıl önce okumuştum bu kitabı. Baskısı da yok ve zor bulunan kitaplardan... İnternette bir kaç sitede yüksek fiyatlardan bulabilirsiniz yinede. Kanat Güner'in yaşadıklarında kendi hayatımdan çok fazla şey buldum. Her kelimesinde " beni anlatıyor " dedim. 2. Kez okurken onun yazdıklarını daha yoğun yaşadım. Keşke yaşasaydı da daha fazla yazsaydı... .. .
ADA 4-4910Kanat Güner · Ada Müzik Yayıncılık · 1999129 okunma
Puan vermedi·173 syf.··
2020 105. kitabı
Kanat Güner'in intiharından sonra, geride kalan yazılarının, kardeşi Sonat tarafından derlenip basıldığı kitaptır. Kitabın ismi aynı zamanda mezarının bulunduğu yerdir. "Kanat Güner" ve ilk kitabı olan "Eroin Güncesi" için bkz. : (#77702704)
Edebiyat
ADA 4-4910Kanat Güner · Ada Müzik Yayıncılık · 1999129 okunma

Yazar Hakkında

Kanat GünerYazar · 2 kitap
Henüz 28 yaşındaydı. Zeki ve başarılı bir genç kızdı, ama yalnız ve korunmasızdı. Çocukluk düşlerini gerçekleştirmek üzereydi, tıp fakültesinde okuyordu; ama yıllardır eroin bağımlısıydı. Beş yıl çabaladı, kurtulamadı. ‘‘Yanımda kal, beni bırakma. Elimi tut. Öyle tut ki bütün korkularım bitsin’’ diye sesleneceği kimsesi yoktu. Gençlere örnek olmak için eroinin, yani kendi hayatının kitabını yazdı. Eroinden kurtulmak için verdiği amansız mücadeleyi ve kaçınılmaz sonu anlattı kitabında. ‘‘Bir tuvalet köşesinde öleceğim’’ demişti. Gerçekten de öyle öldü... Türkiye, Kanat Güner'i ve yeniden uyuşturucu batağını konuşuyor. Özellikle gençlerin yaşamına sinsice giren eroinin son kurbanı Kanat Güner, uyuşturucu ticaretini, bu ticaretten kazanılan kara paraları ve korunmasız kurbanları, toplumsal eksiklerimiz ve yanlışlarımızı, yeniden masaya yatırdı... Talihsiz kızın ölümü, uyuşturucuya yeni başlayanlara, başlamayı düşünenlere ibret olsun diye yazdığı ‘‘Eroin Güncesi’’ adlı kitabını önceki gün Taksim İş Bankası Sanat Galerisi'nde imzalamasından bir kaç saat sonra geldi. Saat 21.00'de Beyoğlu Sineması'nın tuvaletine giden genç kız, burada dizine şırıngayla ‘‘Altın Vuruş’’ yaptı. Yüksek dozda eroin damarlarında yayıldı ve Kanat Güner, bir daha kendine gelemedi. Cesedini kapıdaki erkek arkadaşı buldu. Muş'ta doğan ve ve 8 yıldır kayıtlı olduğu Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni eroin yüzünden bitiremeyen Kanat Güner, ibret olsun diye yazdığı kitabında uyuşturucu illetinin hayatını nasıl mahvettiğini açıkça anlatmıştı. Tam 11 baskı yapan kitabının ilk sayfasında Kanat Güner, ‘‘Yaşam şeklim sayesinde veda etmem gereken pek kimse yok’’ diyordu. Sözünü tuttu Kanat, kimseye veda etmeden, senaryosunu önceden yazdığı gibi, bir tuvalet köşesinde, kimseye veda etmeden gitti. Cesedi, Taksim İlkyardım Hastanesi'nden Adli Tıp Kurumu Morgu'na götürülürken de yapayalnızdı. BIRAKTIM, BIRAKACAĞIM Kanat Güner, Hürriyet Gazetesi'nde geçen ay yayınlanan röportajında, paçavraya dönen kollarında iğne vuracak yer kalmadığını şu alaycı sözlerle dile getirmişti: ‘‘Kaza geçirsem, kolumda serum takacak yer bulamayacaklar.’’ Eroin konusunda kimilerine ‘‘Bıraktım’’ diyordu, kimilerine ise ‘‘Bırakacağım’’ diye konuşuyordu. Öldüğünde cebinde 5 kullanımlık eroin, iki kullanımlık esrar, 1 kullanılmamış enjektör ve eroin eritmekte kullanılan 2 kaşık bulundu. BABASI: ALKOLLE BAŞLADI Cerrahpaşa Tıp Fakültesi son sınıfta kaydını donduran kızının eroine başladığını üç yıl önce öğrendiğini söyleyen baba Cevat Antepli, şu açıklamada bulundu: ‘‘Önce alkole başlamış. Ardından hap ve eroin. AMATEM'de 10 gün tedavi gördü. Sonra tedaviye cevap vermiyor diye kovdular. Annesi ve ben, ona gereken tüm ilgiyi gösterdim, ama eroini bırakamadı. Kitabı yazmasını biz önerdik. Yazdıklarını kaleme alsın, böylelikle bırakır diye düşündük. Bize karşı çok saygılı ve dürüst bir evlattı. Kandırdığı tek konu eroindi...’’ İSTANBUL'DA YALNIZLIK Kanat Güner'in 28 yıllık kısa yaşam öyküsü, toplumsal ve bireysel açıdan içinde büyük dersler taşıyor. Figen Yanık'ın 3 Mart 1998'de Hürriyet'in Kelebek ekinde yayımlanan röportajında, ailesini Anadolu'da bırakıp okumak için İstanbul'a geldiğini belirtiyor Kanat Güner... İstanbul'da taşranın baskısı yoktu, özgürdü. Ama uçurum gibi bir yalnızlık da çevresini kuşatıyordu. İlk sevgilisi, ikincisi, aldatmalar, aldanmalar, Köprüaltı arkadaşlıkları, gece yaşamı, kulüpler, evsizlik, parasızlık, yoksulluk, ilk kurtaj deneyimi, tümör korkusu, evlilik ve fakülteyi terk ediş... Kanat Güner'in hayat hikayesinin satır başları... Duygusal bir insandı ve bütün bunlara daha fazla dayanamadı. İntihar etmek istedi. İntihar aracı olarak da eroini seçti. Ama eroin onu öldürmedi. Tam tersine sinsice hayatına girdi: ‘‘Öyle bir an geldi ki kendimi dört bir yandan çevrili hissettim. Artık daha fazla dayanamıyordum. O zaman intihar etmeyi düşündüm. Bunu eroin kullanarak yapabilirdim. Bir iki kullanımdan sonra ölüm vuruşu yapabilirim diye düşündüm... Ama eroin öldürmediği gibi, yaşatmadı da... Zaten bir süre sonra eroin fikrine saplanıyorsunuz. Bir süre sonra onun oluyorsun. Ona aşık oluyorsun. Hâlâ seviyorum onu, ona hâlâ aşığım...’’ Yaşamaktan bıkmıştı Kanat Güner'i, 15 yıllık arkadaşı Ali Kemal Yılmaz'dan dinledik: ‘‘Onu ilk tanıdığım zamanlar temiz, dürüst, cıvıl cıvıl bir kızdı. Metin'le tıp fakültesinin 2'nci sınıfında evlendiler. Başlangıçta her şey iyiydi. Ancak eşi askere gidince başka bir erkekten hoşlandı. Böylece evlilikleri de bitti. Hukuki olarak boşandıklarını zannetmiyorum. Kanat, uyuşturucuya önce hapla başladı. Son 3-4 yılda ise eroin kullanmaya başladı. Onu çok uyarıyordum, ama bir faydası olmadı. Özgürlükçü ve anarşistti. Hayatı çok katı ve zor buluyordu. Sık sık ‘İstanbul bize göre değil' diyordu. Felsefeyi çok seviyordu. Ancak bu sevgisi onu olumsuz etkiledi. Hatta o kadar dengesizleşti ki, ona bir psikolog bile buldum. Tedavi oluyordu. Zaten kitabını yazdığı günlerde uyuşturucuyu kısa süreli de olsa bırakmıştı. Küçük yerde büyümüştü. İstanbul'un büyüklüğü altında ezildi. Birdenbire bulduğu özgürlük, onu çok uç noktalara götürdü. Aslında bunda ailesinin de payı var. Öğretmen bir anneyle mühendis bir babanın kızıydı. Ancak ailesinin üzerinde sürekli bir baskısı vardı. Özellikle annesinin otoriterliğinden yakınıyordu.’’ Bana aşkı sorma Kanat Güner'in tam 11 baskı yapan kitabı piyasaya çıktıktan sonra, arkadaşımız Zeynep Güven'in dikkatini çekti. Zeynep Güven'nin 10 Mayıs 1997'de yayımlanan röportajında Kanat Güner şunları söylüyordu: Kurtulmak için çok iradeli olmak lazım. Bir de İstanbul'dan uzak olmak lazım. Çevre çok önemli. Bu çevrede kaldığın sürece kurtulman zorlaşır. İrade, şansın yardım edecek, oyalanacak bir şeyler bulacaksın. Birkaç tane kurtulan insan tanıyorum. Anarşist ruhluyum. İlla ki farklı olanı da bileceğim. Yani bana gösterilen doğru yolu değil, yan yolları da bilmek, hatta hep o yollarda devam etmek... Çünkü etrafına bakıyorsun, herkes doğru olan yolda yürüyor, ama hiçbir b.k oldukları yok... Eroin bağımlıları grup halinde yaşıyor. Grup muhabbeti sıkmıyor. Çünkü aynı şeyin peşinde koşturuyorsun. Aynı şeyi düşünüyorsun. Bütün derdin, aklın fikrin eroin. Hep birlikte aranıyorsun, bulduğun zaman hep birlikte takılıyorsun. Ama ben o insanlardan değilim. Mesela hırsızlık yapamıyorum. Benimle başlayanların yapmadığı şey kalmadı. Ben hep bir şekilde para buldum. Para yönünden şansım yaver gitti... Eroin pembe bir dünya yaratmıyor, çirkinliklerle arana bir perde çekiyor... Onların üstündesin. Onların kaygıları senin kaygıların değil. Onların kaygılarına gülüp geçiyorsun. Güldüklerine gülüp geçiyorsun. Çirkinlikler daha belirgin oluyor, ama sana değmiyorlar... Sevgi olsaydı daha kolay olurdu. Ama benim aşka inancım kalmadı. Sorma... Hadi bitsin artık bu muhabbet diyorsun. Ama gidecek yerin yok. Çoğunun ailesi kabul etmiyor. Çoğunun krizi, hastalığı atlatacak bir yeri bile yok. Kriz her geçen gün daha kötü olacak, bunu biliyorsun... Bir şeyler yapmam gerekiyordu. O kadar boştum ki... Bir de hep dürtüklendim. Etrafımdaki insanlar, yaz bastıralım filan dediler hep. Acayip kolay çıktı kitap... Gurur veriyor bu kitap bana. Hoşuma gidiyor, bir şey yapmış hissediyorum kendimi. Uzun zamandır bunu hissetmiyordum. Ceset gibi bir tiptim... Eroin kullananların sayısı korkunç arttı. Artık ölenlerin haberleri çıkmıyor gazetelerde. Böyle de devam edecek... O kadar çok insan ekmek yiyor ki bundan. Susurluk'a filan gidiyor olaylar... Eroin Güncesi Kanat Güner'in trajik sonla noktalanan hayat hikayesinin izini yazdığı ‘‘Eroin Güncesi’’ adlı kitapta sürdük: AİLEM Benim yüzümden mahvoldular, çöktüler. Benden beklenmeyen her şeyi yaptım, Onları çok utandırdım. Çünkü onlar beni, çevredekiler aman ne iyi çocuk yetiştirmişsiniz desinler diye büyüttüler. Hele annem... FAKÜLTE 17 yaşındaydım, İstanbul'da yapayalnızdım. Burnumu her deliğe sokmaya başladım. İlk delik, bütün fakültelerin marjinallerinin sığındığı sosyal etkinlik kulüpleri, yani tiyatro kulübü oldu. İnsanlar öyle yerlerde ya çiftleşiyorlar ya da mastürbasyon yapıyorlardı. İlk sevgilimi orada buldum. Uzun zaman da ona katlandım. NEFRET Soner'in ölümüyle eroinden nefret etmiştik, ama bazı aşkların nefretle başladığını söylerler değil mi? Okulda öğrendiklerim sonucunda ‘H’den hem korkuyor, hem de merak ediyordum. ALKOL Alkol benim için büyük bir handikaptı. Nerede duracağımı bilmiyor, zil zurna sarhoş olunca da tam arıza oluyordum. ESRAR Fındık'ın peşine takıldım. Buraraya gelmesi tehlikeli olan iki kişiydik ve bir araya gelmiştik. Ahıra girmeyen bir koçtu/Ot buldukça uçtum/Anayasa'da en büyük suçtum. HAP Arada sırada para kazanacağımız tutuyordu. Birkaç kitap toparlayıp AKM'nin karşısındaki köşede tezgâh açıyorduk. İlk satışı ya hapa yatırıyorduk ya alkole. Sonra da pek satış yapamıyorduk. Çünkü, kitapların üzerine sızıp kalıyorduk. EROİN Madde daha vücuduma girmeden bağımlısı olmuştum sanki. Hep ne zaman karşıma çıkacak diye bekliyordum. İlk fırsatta deneyecektim. Büyük bir ihtimalle çok sevecek ve dönülmez yola girecektim. Teorik olarak eroin hakkında her şeyi biliyordum. İLK TANIŞMA Cihangir'deki evde sabaha karşı karşıma çıkınca hiç tereddüt etmeden dayadım burnumu. Bu burun her yere sokulmalıydı ya. Bütün günümü tuvalette kusarak geçirdim, ama kendimi çok iyi hissediyordum. PİS KOKU Torbacının evinde çok pis bir koku vardı. Bir zulamız yoktu ve kaçınılmaz sorun gerçekleşiyordu. Burnumuz akıyor, kemiklerimiz ağrıyor, bedenimizden pis pis kokan ter damlaları fışkırıyordu, ama üşüyorduk. İşte o koku bu kokuydu. ÖZGÜRLÜK Yitirecek hiçbir şeyim kalmamıştı. İrademi ona teslim etmiştim. Özgürlüğünden hiç kimseye ödün vermemiş olan ben, onsuz olamıyordum artık. Kesinlikle özgürlüğümü kaybetmiştim.