Zühtü

Allah'tan başka hiçbir ilâh, ilâhî nitelik taşıyan hiçbir şey yoktur, İslâm inancının bu temel ilkesi, toplumlarımızda hızla üreyip çoğalan büyüme ve ilerlemeye tapma, tekniğe bilimci tapınış, bireyciliği putlaştırma ve milleti putlaştırma, silahların ve orduların gücüne tapmalar gibi bütün tabuları, kutsal sembolleri ve ayinleriyle bütün bu putçulukları ve tapınmaları reddeder.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Reklam
Bu hatırlatma, dinî bir mezc veya devşirmecilik (eklektizm) yapılmasın yönünde bir çağrı değildir. Zaten birbirini karşılıklı besleyecek bir diyalog için bazı Batılı ve Doğulu diplomatların bütün dinleri tek bir âmentüde (bir inanç esası içinde) eritmek şeklindeki sakat hayalinden daha kötü bir şey olamaz. Bizim maksadımız, derin olan farklılıkları ne gizlemektir ne de azaltmak. İslam, Haç'ı, Çarmıh'ı reddeder. Bir Hıristiyan içinse Haç, sürekli bir imparator gibi görülegelen Allah fikrine karşı yapılan bir devrimdir. İslâm, Tanrı'nın ete kemiğe bürünerek insan olarak Hz. İsa'da görünmesini reddeder. İslâm en tavizsiz aşkınlık ifadesiyle (Allah'ın yüceliği ve eşsizliği konusunda en ufak taviz vermeyen anlayışıyla), "Allah'ın Oğlu”ndan bahsedilmesini ve Kur'ân Hz. Meryem'in bakireliğini ilân edip dururken, kalkıp da "Allah'ın Annesi"nden söz edilmesini asla kabul edemez. İslâm Teslis'i (üçlü Allah inancını) reddeder. Bu dogmanın Eski Yunan felsefesinden hareketle yapılan izahları bu reddi doğrularsa da, o izah ve o şeklin ötesinde temel bir farklılığın bulunduğu da ortadadır.
Sayfa 262·Kitabı okudu
İslâm aleyhindeki bu Hıristiyan olan ve olmayan kesimlerin önyargılarına karşılık, İslâm'ın Hıristiyanlık aleyhindeki mukabil bir önyargısıyla mazeret aranamaz. Çünkü böyle bir paralellik yoktur. Zira İslâm'ın daha başlangıcından itibaren Kur'ân'da Hz. İsa ve Hz. Meryem'den sonsuz bir saygıyla bahsedilir. Kur'ân'da şöyle buyurulur: O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrať'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan İncil'i verdik. Mâide, 5/46 Meryem oğlu İsa Mesih sadece Allah'ın elçisi, O'nun Meryem'e ulaştırdığı vaadi(nin tahakkuku) ve O'nun yarattığı bir can idi. Nisâ, 4/171 Hıristiyanlığın Kibarca Reddi/Er-Redd'ül-Cemil adlı bir eser yazmasına rağmen Gazzâlî'de ve bilhassa da Hz. İsa'yı Fusûs'ul-hikem'inde veliliğin mührü olarak gören ve Hz. İsa'nın ikinci bir defa geleceğini haber veren İbn Arabi'de olduğu gibi, İslâm'ın en güçlü beyinlerinin sonraki geleneği de bu saygı ve sevgiyi devam ettirir.
Sayfa 261·Kitabı okudu
Kültür planında bugün bizim İslâm'dan öğreneceğimiz ve onunla paylaşabileceğimiz ne var? Diğer her sahada olduğu gibi, her şeyden önce İslâm'ın kendisi ve onun akidesidir bu kültürü ilham eden, canlandıran ve birleştiren. O yüzden de öncelikle bu kültürü bilmemiz gerekiyor. Bunun içinse, İslâm'ı Deccal olarak takdim eden fikrî ve dinî Ortaçağımızdan kurtulmamız lazım. Yanı sıra da gerçeği ve düşünceyi aşkın boyutundan budayan ve her dinde olduğu gibi İslâm'da da sadece karanlıkçı yüz gören "Aydınlanma" çağının şu bilimci ve pozitivist bâtıl inançlarından da zihin yapımızı kurtarmamız gerek.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Bu "entegrizm" (tutuculuk), Batı'da en kötü kabul edilen ikiciliği alıp benimsemek suretiyle, İslâm dininin ruhunu oluşturan şeye, yani tevhide (birliğe) de kötü bir darbenin indirilmesine yol açar. İngiliz şair T. S. Eliot, Batı'nın en büyük günahı ikiciliktir (düalizmdir) diyordu. Oysa, bir yandan aynı toplum içinde, özel ilişkilerde bir dini son derece bağnaz ve tutucu şekliyle yaşattığını iddia etmek, diğer yandansa Batı'nın akıllara ziyan tüketim anlayışından, iş bölümünün, hiyerarşinin ve hem sivil hem de siyasal toplumu paramparça eden vahşi bireyciliğin her türlü şekillerine varıncaya kadar bütün ıvır zıvırını o toplumun sosyal hayatına buyur etmek, düalizmin en berbatı, ikiye bölünmenin, ikiciliğin de en fenası değil midir? Oysa İslâm açısından aşkınlık ile toplum birbirinden ayrılamaz. Bu durumda biz sentez yolunu mu tercih etmeliyiz, yoksa tam aksine birilerinin "modernite"sinde, diğerlerinin de "geleneği'nde bulunan en kötü yanları yanyana koyma yolunu mu?
Sayfa 257·Kitabı okudu
Reklam