Suya düşmüş bir kağıttı, üstelik kalemim de kaybolmuştu; ruhtan dokunulmuş sesimin rengiydin. Olmadı... Yaşamın kıyısında tuttuğum bir balıktın; elimde can çekişince bıraktım seni özgürlüğüne. Neek
1000Kitap
Ehline denk gelmeyen her şey ziyan olur. Can da, inci mercan da . Herkes aynı değil ki azizim, yüzlerce kalbi ziyan eden de var, bir kalbi yüz bin defa seven de .
Reklam
Biraz önce bir film izledim. İsmi Atlıkarınca. Biz ne kadar şükretsek az. Ne güzel; evde, aile içinde, güvenle büyüdük. Ama bunu yaşayan binlerce çocuk var. “Doğru baba seçmek çok önemli” diye düşünürken eski bir anı gözümde bütün gürültüsüyle canlandı. Sanırım 2020 civarıydı, Covid döneminde hastaneden taburcu olmuştuk. sevgilimle 1 ay pencereden görüşmüşüz çok özlemişiz. 2 yaşında bir kız yeğenim var. Sevgilimi çok seviyordu. “Bulağ, Bulağ” diye peşinden koşuyor, onu görmek için can atıyordu. Bu arada ailelerimiz yoğun bakım sürecinden önce tanışmıştı zaten biz ailece o geceden sonra pozitif olmuştuk. Sevgilim, müstakbel eşim Bulağ taburculuktan sonra ilk fırsatta bir akşam beni görmeye geldi. Hava erken kararıyordu. Yeğenim de onu görmek için ağladığından onu da aşağı indirdim. Arabada geçti hadise.. Kucağına aldı, biraz sevdi. Sonra birlikte markete gittiler. Kaju çok sevdiği için onu sık sık markete götürürdü. “Kaju nerede kızım?” der, benim küçük bebeğim de tarif ederdi. Gidip alırlardı. Neyse, marketten geldiler. Hem kaju yiyorlar hem oynuyorlardı. Bir ara sevgilim beni koklamaya arada yanağımı boynumu öpmeye başladı. Fakat yüzü çok ısındı, dudakları belirgin şekilde sıcacık oldu. Bu sırada bebek de onun kucağında, küçük ayaklarıyla üzerinde geziniyor, zıplıyordu. Sevgilimin, çocuk kucağındayken artan vücut ısısı ve gözlerini kısması beni şüpheye düşürdü. Elimle sertleşip sertleşmediğini kontrol etmek istedim. Aniden elimi tuttu ve itti. Telefonun ışığını açtım. “Bakacağım” dedim. “Ne demek istiyorsun?” diye agresifleşti. Ama ne kadar karşı çıkabilirdi? Işığı açmıştım. Yüzü alı al, moru mor olmuştu. Parmağımın ucuyla dokundum; taş gibiydi. Bebeği apar topar kucağından aldım. Panikle, “Saçmalama, ben öyle biri miyim? Seni özledim, kokunu alınca oldu”
"Geri dönülmez o enkaz..."
"İçinde yangın çıkan bir evden eşya kurtarmaya çalışırken zehirlenip ölmek gibi... Bazı insanlar hayatlarındaki enkazları tamir etmeye o kadar odaklanırlar ki, o enkazın altında bizzat can verdiklerini fark etmezler. Bitmesi gerekeni uzatmak, sadece acıyı kronikleştirmektir. Konu duvarların yıkılması değil, senin hâlâ o çatıyı tutmaya çalışmandır.
Acıyı sevmek olur mu?
Kalp alışır acı çekmelere Can dayanmaz yeni sevmelere...
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... 📚 Can Yücel
Şiir
Reklam
Reklam