Puan vermedi·240 syf.··
2026 37. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:14
Büyük bir masa düşünün sağcısı , solcusu , muafazakarı , milliyetcisi hepsi bir arada ve yıllar önce sarı bir bavulda duran mektuplardan yola çıkarak bir film yapmak istiyorlar . Editör, yönetmen , yazar , emekli polis hepsi birlikte. Taşlamalar , laf sokmalar , galiz küfürler ; okurken hem eğlenecek hem gelinen noktaya üzülecek , hem de bu da mı olmuş diyeceksiniz. Taber , Can , Ali Tahsin , Muzaffer, Ve ' lit hepsi sizi bekliyor. Para ve mevki için satılan itibarlar , köseleye dönmüş suratlar , hiç bitmeyecek aşağılık kompleksi , bir çırpıda yolda bırakılan dostlar ve görüşler. Murat Uyurkulak yine döktürmüş
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202639 okunma
5/10
·416 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Baştaki bölümleri çok sıkıcı , sondaki bölümleri ise daha akıcı , haliyle de ortalama bir kitaptı. ''Don bilmem kimler'' kafanızı biraz karıştırsada ilerleyen sayfalarda az çok yerine oturuyor kim kimdir. 1800'lü yılların bütün sosyal sınıfları (işçi-burjuvazi-soylu-ruhban) kitapta sizi bekliyor. Kahramanımızın derdi de tam olarak bu. İşçi Gesualdo'dan soylu Don Gesualdo olmaya can atıyor. Peki bu sorununu nasıl çözecek? Kitap bunun cevabı niteliğinde.
Duvarcı Ustası Don GesualdoGiovanni Verga · T. İş Bankası Kültür Yayınları · 2017253 okunma
Reklam
Satranç: İnsanı Delirten O Muazzam Hiçlik!
10/10
·83 syf.··
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2023 00:00
Bu kitap benim kendi "cahiliye devrimden" çıkış biletimdir! Bana okuma alışkanlığını kazandıran, o efsanevi ilk göz ağrım tam olarak budur. O yüzden baştan anlaşalım; bu eserin bende yeri hep ayrı kalacak ve muhtemelen ömrümün sonuna kadar da gereğinden fazla abartmaya devam edeceğim. Kitapta beni en çok büyüleyen, hatta beynimden vuran şey ne derseniz; tek kelimeyle "HİÇLİK" Bilirsiniz, insanoğlu her türlü acıya, zorluğa bir şekilde katlanıyor ama o koskoca "hiçliğe" tahammül edemiyor. Zweig, kısacık bir eserde bir adamın o hiçlik yüzünden ne hallere düşebileceğini öyle bir anlatıyor ki, okurken oturduğunuz yerde daralıyorsunuz. Dört duvar arasında, ses yok, insan yok, uyarıcı hiçbir şey yok. Ana karakterimiz o korkunç boşlukta eriyip gitmemek için bir satranç kitabına can simidi gibi sarılıyor. İşin trajikomik tarafı ise, o can simidi bir süre sonra boynuna dolanıp onu delirtmeye başlıyor. Bir insanın sırf o sessizlikten kaçmak için kendi zihnini ikiye bölüp, kendi kendine satranç maçları yaparak beynini nasıl yediğini görmek gerçekten büyüleyici bir deneyim. Kısacası; insan beyninin koca bir boşlukta kaldığında kendi kendini nasıl kemirdiğini anlatan, hacmi küçük ama etkisi devasa bir başyapıt. Hazır kendi aklınızı henüz kaybetmemişken, bir oturuşta bitirmelik bu efsaneye kesinlikle şans verin!
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,5bin okunma
ÇEVİRMENLER İŞİNE ÖZENMELİ.
5/10
··
Beğendi
Kitabın çevirisinin çok kötü olduğu bir gerçek, Exit gibi özel bir adın Çıkın diye değiştirilmesi saçmalık. İsimleri değiştirmiyorsanız hayvanlara da yapmayın bunu. Anlam veremediğim bir kısım var (belki benim hatamdır) bölümün başında Nimh yazıyor (onun ağzından bir bölüm) ve ondan sonra seni Nimhara'ya götürelim diye bir kısım geçiyor kız da olmaz diye çıkışıyor, Nimhara'yı Nimhara'ya mı götürüyorsunuz? Can ana gibi garip laflar Türkçe'ye acayip yama duruyor, şu çevirilere özenin lütfen. Yazarın yerinde olsam bu çeviriye çok kızardım. Kitaptaki üçlü ilişki de hiç hoşuma gitmedi, erkek karakterin böyle bir olaya ihtiyacı kesinlikle yoktu. Amie Kaufman Dünyanın Sonunda Bir Yer Meagan Spooner
Edebiyat
Dünyanın Sonunda Bir YerAmie Kaufman · Ephesus Yayınları · 2023199 okunma
8/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar Bugun size her yazdığını heyecanla ve adeta nefes nefese bir film izler gibi okudugum @meade_glenn in ulkemizde yayinlanan son kitabi #resurrectionday #dirilişgünü yorumu ile geldim. Bu kez komplonun en can alıcı sekliyle, Amerika'yi ter.istlerden kurtarmak adina heyecani doruklarda hissettiren bir hikayeydi. Bayidlim Bu arada kitabi biraz arastirayim derken tuhaf ve gercekci bir yani ile karsilastim. Cunku bu kitaptaki komplo senaryosu 11 Eylül saldirilari yaşanmadan durumu konu etmis ve bu yuzden de basimi cok uzun sürmüş. Bence o sahne cokta spesifik bir sahne degildi, neden bu sekilde dikkate alinmis bilemedim. Zaten yazar da Dunya Ticaret Merkezi'ne yapılan b.mbali s.ldiridan esinlenerek bu hikayeyi kaleme almış. Yazarin anlatimina istinaden her kitabinda oldugu gibi bunda da bolca karakter vardi. Hatta ana karakterinin kim veya kimler oldugunu anlayana kadar epey sayfa cevirdim. Bu da haliyle biraz yorucu oldu. Ama sonra anladim ki nerdeyse herkes kitabin konusunu ortaya koyan kisilerdi ve bu karakterlerin de ortak bir payda da bulusmasi kurguyu surukleyici kıldı. Hikaye temposu ile polisiye macera turunde daha cok suregelsede gerilimi de son derece yuksekti. Eski KGB olan Çeçen direnişci Nikolay Gorev ile Filistin asıllı Karla, kendi sebepleri ile Suudi te.ist Ebu Haşim'in planlarında yer alir. Plana gore 8 gun icinde ABD başkanı istekleri yerine getirmezse sinir gazı ile koca bir şehri ortadan kaldırılacaktır. FBI gorevlisi Jack Collins ve Nikolay'in eski ve sevdigi dostu Kursk'la birlikte çalışarak onlari yakalamaya ve bir yandan da gazın yerini tespit etmeye çalışırlar. Kitapta en sevdigim kisim kesinlikle yazarin İslami veya Müslümanları kötülemeden ve hatta peygamberimiz ile Kuran'dan saygıyla soz etmesiydi ve bu kafada olan kişilerle
Diriliş GünüGlenn Meade · Sia Kitap · 2026494 okunma
"Mutlu Azınlığa"
Puan vermedi·114 syf.··
2026 79. kitabı
"Bu benim hikâyem. Kusursuz sanılan kusurlunun hikâyesi. Ve ölümün trajik finali. Yani hayat." (s.40) Guillermo Rosales kaleminden Felaketzedeler Evi 1987’de yerel bir edebiyat yarışmasında Oro Roman Ödülü’nü kazanan ve bugün Küba edebiyatının kült kitaplarından biri olarak kabul edilen kitabı İspanyolca aslından Gökhan Aksay sayesinde çevrilen ve son zamanlarda çok fazla okunmasıyla da dikkatleri üzerine çeken bir kitap. Yazar 47 yaşında yoksul yapayalnız ve unutulmuş biri olarak öldü. Eserlerinin büyük bölümünü yok etti. Gerekçesi bizim o satırları cidden anlayamayacağımızdı. Hayatı yaşayan kişinin cektiği acıyı çektiği kadar satırları okurken hayatımızı da düşününürsek ne kadar da anlayabilirdik ki zaten... Ama yine de yaşarken kısa otobiyografik tek bir roman yayımladı. Felaketzedeler Evi'nde hayatın insanı dehşete düşüren bir boyutunu aktardı bizlere ve bu kitabı okurken yok edilen diğer kitaplarını merak etsem de hak vermeden de geçemedim kendisine. Zamanında verilmeli bazı değerler kör ölünce badem gözlü kel ölünce sırma saçlı demesinler ve herkesin acısı kendine... "Dışarıdan bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyorum ben. Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklarından biriydi. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı." Direksiyonunun başındaki halam "Burası iyi gelecek sana, göreceksin; bundan iyisi can sağlığı." diyor. "Görüyorum. Dengini sırtlamış kir pas içinde, park köşelerinde, bankların üzerinde gecelemek zorunda kalmadığım için, bana bu mezbeleyi bularak hayatımı sürdürmemi sağladığı için neredeyse teşekkür edeceğim." "Bundan iyisi can sağlığı." Bu cümlelerle başlıyoruz kitaba zaten de bu cümleler tüm okuyacaklarımızın
1000Kitap
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,419 okunma
Reklam
Reklam