Guillermo Rosales

Guillermo Rosales

Yazar
7.6/10
238 Kişi
·
579
Okunma
·
11
Beğeni
·
502
Gösterim
Adı:
Guillermo Rosales
Unvan:
Kübalı Roman Yazarı
Doğum:
Havana, Küba, 1946
Ölüm:
Miami, Florida, Amerika Birleşik Devletleri, 1993
Hem Küba'nın totaliter rejimine tepki olarak hem de Amerikan Rüyası'nı elde etmek için kıvrılan Küba-Amerikan sürgünlerinin ilgisizliğine işaret eden iki kişilik bir sürgün olan Rosales, yirminci yüzyılın ikinci yarısının en iyi Küba edebiyatından bazılarını yarattı ve Carlos Karadağ ile karşılaştırmalar yaptı.

1946'da Havana’da doğdu. Önce Batista diktatörlüğünden, sonra Castro rejiminden kaçarak iki kez sürgün hayatı yaşadı. Florida’ya yerleşen Kübalıların yaşadığı hayal kırıklığını kaleme aldı.1987 yılında, başkanlığını Octavio Paz’ın yaptığı Letras de Oros Roman Ödülü’nü Felaketzedeler Evi ile kazandı. 1993 yılında intihar etti. Ivette Leyva Martínez’in bu kitabın arkasına eklediğimiz “Guillermo Rosales ya da Entelektüel Öfke” başlıklı yazısı, Rosales'in kısacık ama dolu dolu geçen yaşamını ve yapıtlarını tüm yönleriyle anlatıyor.
"Ev değil cehennemdir bakımevi. Bahtsızların sonsuza dek hayvanlar âleminin çevrimini yeniden üretmeye mahkûm edildikleri çılgın bir dünyadır. Oraya kapatılanlar, " Gözleri bomboş bakan, yanaklarının eti çekilmiş, vücutları kirli varlıklar" dır."
Dışarıda bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben. Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan 1iydi.. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı..
Dışarıda bakım evi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben. Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan biriydi. kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı..
-Aşktan mı söz ediyorsun? diye soruyor doktor.
+Evet aşktan söz ediyorum. büyük bir aşk değil belki henüz, ama gitgide serpiliyor.
-Çeşitli sesler işitiyormusun william?
+önceleri işitiyordum ama artık işitmiyorum.
-hayal gördüğün oluyor mu?
+önceleri görüyordum ama artık görmüyorum.
-Peki nedir seni iyileştiren?
+Francis, onu yanımda hissetmek bana yeni bir güç verdi..
114 syf.
·7/10
Jaguar Kitap’ın dilimize kazandırdığı güzel kitaplardan biri. Küba’dan sınırdışı edilip Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşen, burada da akıl hastalarıyla aynı yaşam alanını paylaşan bir adamın günlüğü gibi okunabilir. Biraz yeraltı edebiyatına meyleden anlatımı, bana Fante’yi anımsattı. İnsanın içindeki saf kötüyü iğdiş eden, düşüncenin sınır uçlarında dolaşan güzel bir eser. İyi bir çeviri, okunması dileğimle.
114 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Çok sarsıcı bi kitaptı özellikle yazarın hayatını okuduğunuz zaman kitapta izler taşıdığını görüyoruz bu yüzden çok daha etkileyiciydi "Elime tabancayı aldığımı hayal ediyorum, dayıyorum şakağıma, tetiği çekiyorum." diye yazmış. kitapta kurguladığını gerçeğe döndürmüş veya gerçeğini bize yazmış diyebiliriz. metnin arkasında yatan çok mesaj vardı mecburiyetten oraya bırakılmış insanların, orada kalmak zorunda olan insanların neler yaşadığını okumak çok üzücüydü..
114 syf.
·1 günde·8/10
Küba'dan ABD'ye göç eden Guillermo Rosales'in şizofreni, politik muhalefet ve mutsuzluk dolu hayatının bir kesiti gibi olan "Felaketzedeler Evi", küçük hacmine rağmen güçlü bir etki yaratıyor, diyebiliriz.

Kitapta kendisi de bir yazar olan William Figuares, ABD'de bir bakımevine teslim ediliyor halası tarafından, çünkü şizofren. Figuares'in halası da kendisinden daha önce ABD'ye göç edenler gibi aynı küçük burjuva özellikleri taşımaktadır: konfor düşkünlüğü, başkasının acınacak halinden kendinin iyi haline şükretme vb. Figuares bırakıldığı bakımevinde kısa sürede bize hiç de hoş olmayan bir ortamda kaldığını anlatıyor. Bu tür yerlerde geçen romanlarda karşımıza çıkan tipler bunlar, ama burada üslûp daha sert ve söz sakınılmıyor. Kitap sözünü uzatmadan, olayları sarkıtmadan, çok hızlı yaşanıp biten bir olay silsilesi hâlinde Figuares ve benzeri bütün hayatı becerememişler için aşkın tek yol olduğunu söylüyor. Ancak aşk da heba edilebilen nice şey gibi, çabucak eriyip yok olabiliyor. Buna başkaları da sebep olabiliyor üstelik. Geriye bakımevinde sağa sola işeyen sıçan karakterler ve delilikleri, hayatta tek amacı hasta insanların sırtından geçinmek olan bakımevi görevlileri ve sahipleri kalıyor. Figuares'in yastığının altında sakladığı ingiliz şairleriyle ilgili kitap eser boyunca bize eşlik ediyor. Kendisi de intihar eden Hemingway'in ise defalarca adı geçiyor eserde, çok uzun seneler önce okumuş olmama rağmen Cennet Bahçesi adlı kitabının atmosferinin bu kitaba bir şekilde yakın olduğunu da düşünmedim değil, ancak Hemingway benim için sadece bir avcı; Rosales için, Figuares içinse başka şeyler temsil ediyor gibi.

Guillermo Rosales intihar ederek hayatına son vermiş. 47 yaşında yapmış bunu. Yazdığı tek kitap da galiba bu. Rosales'ten geriye aşktan başı dönmüş, zehir dolu, çok sivri ve delilik de barındıran bu tuhaf kitap kalmış. Arka kapakta yazar Thomas McGonigle'ın söylediği "muhtemelen bugüne dek okuduğum en kederli roman" sözü gerçek de olabilir; kurgu olmasına rağmen basitliği ve yalınlığıyla betimleme ve süslemelerden mümkün olduğunca uzak durarak kendisine ve başkalarına yaşatılan, bu insanların, insanların maruz bırakıldıkları zehirlenmenin kendisini bu kadar güçlü hissettirebilmesi düşündürüyor insanı, ve anlaşılan o ki bu gücün temelinde yazarak değil söyleyerek anlatması yatıyor yazarın; sanki birisi bu anlatıyı kasete almış ve sonra yazıya geçirmiş gibi. Çok iyi bir edebiyat eseri olup olmadığını bilemem, ama güçlü bir etki yarattığını söyleyebilirim.
114 syf.
·Beğendi·7/10·
Küba rejimi nedeniyle topraklarını terkedip,Amerika'ya gelen ve 47 yaşında intihar ederek ölen guillermo rosales' in kitabı olan felaketzedeler evi 'ni anlatayim. 100 sayfalık bir kitap ve bir bakımevine (!!!!) bırakılan, yazar olmayı çok isteyen ,şizofreni tanısı bulunan birinin ağzından aktarılıyor. Bakımevi diye geçen yerin nasıl insanlık dışı olabileceği anlatılıyor . Pislik içerisinde olan bu yerde,şiddet, öfke, tecavüz, insanin akliniza gelebilecek en ilkel hali karşımıza cikiyor. Yazarın kendi hayatından kesitler sunduğu düşünülüyor. Yani bir çeşit otobiyografi. Yersizlik,yurtsuzluk hissi, üstüne psikolojik problemler,üstüne bir de yaşamaya çalıştığın yerin içler acısı hali... hüzünlü bir yaşam.
114 syf.
·7/10
Cesareti Olanlar kitabı okuyabilir. Okuduğunuz zaman yer yer sinir olacak, yer yer mideniz bulanacak, yer yer de düşüneceksiniz. Acaba gerçekten hayatımızda 'bu deli deyip köşeye ittiğiniz insanlar' var mı?
Kitap için puanım: 10 / 7
114 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu hikayenin içinde bir nebze olsun güzellik yada minnacık bir umut ışığı yok. İnsan soyunun içinde ki kötülüğe, aşağılamaya, suistimale, çirkinliğe dair ne varsa kusmuş hepsini yazar.
112 syf.
·2 günde·8/10
Bir bakımevine yerleştirilen baş karakterimiz william ve bu bakımevinde yaşayanların ve yaşananların anlatıldığı güzel bir eser.
Yazarın gerçek hayatta da psikolojik sorunlar yaşadığı ve yazdıklarını imha ettiği, bu eserin de kurtarılmış birkaç eserden biri olarak günümüze ulaştığı düşünülürse gerçekten okumaya değer bir kitap olduğu görülüyor.
Konu olarak insanlığın görmek istemediğimiz yönlerini göz önüne serse de dikkat çekici ve sürükleyici bir eser.
Elinde ingiliz şairlerin kitabı, bavulunda elliye yakın kitap ve hemingway hayranı bir şizofrenden ne beklenirse o anlatılmış özetle.
Keyifli okumalar..
114 syf.
·9/10
Küba sürgün edebiyatının koca devi Felaketzedeler Evi.
Yazarın hayatını öğrenince daha anlam kazandı kitap benim için. İki kez sürgün edilmiş, göçüp gittiği Florida 'da büyük hayal kırıklıkları olmuş ve bir süre sonra da intihar etmiş yazar. "Elime bir tabanca aldığımı hayal ediyorum. Dayıyorum şakağıma. Tetiği çekiyorum" diye yazıyor Felaketzedeler Evi' nde. Kurmacasını mı yaşadı, yoksa yaşadığını mı kurguladı bilinmez fakat bende derin bir iz bıraktığı kesin.
Bakımevine bırakılmış veya başka gidecek yeri olmadığı için buraya sığınmış insanların içler acısı halini tüm yeknesaklığıyla, tüm normalliği ile anlatıyor yazar. Ter ve sidik kokusu, taşan tuvaletler, nemli duvarlar, kötü yemekler, böcekler ve karakterlerin ağır kederini derinden hissettirmesi yazarın okurla arasında kurduğu güçlü bağın bir yansıması. Kokuşmuş dünyaya bir bakımevi penceresinden Guillermo Rosales ile bakmak isterseniz buyurun kitaba...
114 syf.
·Puan vermedi
Guillermo Rosales - Felaketzedeler Evi... Jaguar Kitap'tan çıkıyor. Çarpıcı bir kitap. Garibim edebiyata hepimiz usulünce görevler yüklüyoruz. Misal edebiyat rahatsız etmeli, diyorum. Felaketzedeler Evi de bu işi çok iyi başarıyor. Roman başlı başına bir diken. Guillermo kronik bir mülteci. Küba'dan önce Madrid'e oradan da ABD'ye gitmiş. Zaten roman da otobiyografik kaynaklardan besleniyor. Burada iki soru sormalı. Birincisi insan Küba'dan niye kaçar? İkincisi Küba'dan kaçan biri neden ABD'ye sığınır? Politik cevapları var. Yazar devrimin başlarında komünist, hatta eğitim seferberliğine katılmış ama sonradan Castro'yu "totaliter" bulup soluğu "demokrasi beşiği" ABD'de almış. Lakin İsveç de doğsaydım başka bir yere giderdim, diyor. Kübadan kaçışı salt politik değil. Romana konu olan Felaketzedeler Evi de yazarın ABD'de kaldığı bakım evi. Romanla ilgili dört anahtar sözcük arasam: aşağılama, bok, tecavüz, şiddet, derim. Dili oldukça sade. Fena karakter yaratmıyor. İnsan bir nebze daha ayrıntı istiyor ama kitabın hacmi bu kadarına el vermiş. Bu arada yazarımız yazdığı kitapları yakmasıyla meşhur. Ailesi yakmasın diye yazdıklarını dolaba kilitliyormuş ama Guillermo bir yolunu bulup yine de yakıyormuş. Kız kardeşi yazar için şöyle diyormuş: "Kendini mahvetme potansiyeli bu kadar yüksek bir başka insan yoktur." Bir kitap okuyayım ve uzun süre aklımdan çıkmasın diyorsanız buyurun... Ama gardınızı almayı unutmayın, okuduktan sonra tarafıma edeceğiniz küfür de sahibine aittir iyi okumalar... #guillermorosales #felaketzedelerevi #jaguarkitap #roman #latinamerikaedebiyatı #küba #cuba #fidelcastro #iyikitap #edebiyat #bookstagram #book #kitap #neokusam #zorbasahaf

Yazarın biyografisi

Adı:
Guillermo Rosales
Unvan:
Kübalı Roman Yazarı
Doğum:
Havana, Küba, 1946
Ölüm:
Miami, Florida, Amerika Birleşik Devletleri, 1993
Hem Küba'nın totaliter rejimine tepki olarak hem de Amerikan Rüyası'nı elde etmek için kıvrılan Küba-Amerikan sürgünlerinin ilgisizliğine işaret eden iki kişilik bir sürgün olan Rosales, yirminci yüzyılın ikinci yarısının en iyi Küba edebiyatından bazılarını yarattı ve Carlos Karadağ ile karşılaştırmalar yaptı.

1946'da Havana’da doğdu. Önce Batista diktatörlüğünden, sonra Castro rejiminden kaçarak iki kez sürgün hayatı yaşadı. Florida’ya yerleşen Kübalıların yaşadığı hayal kırıklığını kaleme aldı.1987 yılında, başkanlığını Octavio Paz’ın yaptığı Letras de Oros Roman Ödülü’nü Felaketzedeler Evi ile kazandı. 1993 yılında intihar etti. Ivette Leyva Martínez’in bu kitabın arkasına eklediğimiz “Guillermo Rosales ya da Entelektüel Öfke” başlıklı yazısı, Rosales'in kısacık ama dolu dolu geçen yaşamını ve yapıtlarını tüm yönleriyle anlatıyor.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 579 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 230 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.