Lacan, Freud’un uygarlığın temeli olarak sınırsız hazzın dışlanması üzerine olan tezini yeniden ele alır ve nesne a’yı kavramsallaştırarak, bireyde arzunun nasıl ortaya çıktığını yorumlar. Bu “arzuya neden olan” nesne, kastrasyon süreci esnasında, Öteki’nin ya da, başka bir deyişle, Anne’nin bedeninden kopup düşen nesnedir. Gerçeklikten kendini dışlayarak düşen bu nesne simgesel düzeni mümkün kılan ve onun temsiline izin veren bir eksiklik, bir boşluk bırakır. Özne simgesel sisteme, kültüre bu boşluğun etrafında söylemini organize ederek girer.