Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Psikanalizi diğer ruhsal tedavi yöntemlerinden ayıran, ıstırapta, semptomda özneyi aramasıdır. Psikanalitik süreç sırasında semptomlar ortadan kalkabilir ama bununla yetinilmez. Psikanaliz ancak yolunda gitmeyenin “anlamı” ortaya çıktığında başlamış olarak kabul edilir.
Bilinçdışı arzu temeldir. Bilinçdışının öznesi arzunun öznesidir. Öyleyse düşler, sakar eylemler, dil sürçmeleri bireye kendi bilinçdışının mesajları olarak değerlendirilebilir. Bu mesajlar kendi arzusuna karşı birer uyarıdır. Psikanalizin amacı bu mesajları çözerek, öznenin öznel gerçekliği olan bilinçdışı arzunun tanınmasını sağlamaktır.
Psikanaliz için özne öncelikle konuşurken ortaya çıkandır. Dil yetisi bir nörolojik olgu olmakla birlikte yaşam, arzu ve hatta semptomlar da bu yeti dolayımıyla yaşanır. Ancak konuşmak, yüklemin birinci tekil şahıs olduğu cümleler kurmak, “ben”, “şahsen”, “bizzat”, “kendim” demek öznenin ortaya çıkışı için yeterli midir? Hayır. Psikanaliz için özne aslında en beklenmedik anda ortaya çıkandır. Dil sürçmelerinde, sakar eylemlerde, düşlerde belirendir. Bu öznel dışavurumlar özneye en özgü olanlardır. Çünkü kimsenin dil sürçmesi, sakar eylemi ötekininkine benzemez. Öznenin temelini oluşturan arzusunun hakikati (vérité) işte buradadır. Arzu önce dile sonra eyleme ulaşmaya çalışır.
İnsanların cinsel yaşamının ergenlik çağında başladığı inancı yanlıştır. Aksine, cinsel yaşantının belirtileri ana rahminden çıkar çıkmaz fark edilebilir; yaşamın ilk beş yılında ya da daha önce (erken evre) büyük ölçüde tamamlanıp ilk zirvesine ulaşır, bundan sonra gelişim sürecinin ikinci zirvesi olan ergenlik çağına dek yasaklanır ya da kesintiye uğrar (gizil evre).