Sevdiğimiz veya hayranlık beslediğimiz bir şeyin kaybının yasını tutmak meslekten olmayan bir insan için o kadar doğal bir şeydir ki, bunun aşikâr olduğunu düşünür. Ama psikologlar için yas kocaman bir bilmece, kendi üzerinden açıklanamayan ama başka bilinmezliklerin kaynağı olan olgulardan biridir.
Herkese selamlar.
Lacancı psikanalize ilgi duyan ve Lacancı psikanalizi doğru bir şekilde anlamanın mümkün olmadığını ancak "yanlış" da olsa bir şeyler anlıyor olmanın bile kıymetli olduğunu bilen birisi olarak bu alanda bir süredir yoğun biçimde okumalar yapıyorum. Bu okuma sürecimin içinde belki biraz geç de olsa, Bruce Fink'in yazarlığını yaptığı "Lacancı Psikanalize Bir Giriş" kitabını, haftalar süren okumanın ardından bitirmeyi başardım.
Burada yeni bir paragraf açmak gerek. Doğrusu bu kitabı haftalarca bitirememiş olmam kitabın zorluğundan ya da okuma hızımın yavaşlığından kaynaklanmıyor; aksine kitap böylesine zor bir alanı görece kolay anlaşılabilir kılmak için elinden geleni yapmış, keza ben de okurken hiç sıkılmayarak akıcı bir okuma deneyimi yaşadım. Kitabı böylesine uzun bir sürede bitirememiş olmamsa kitabın yoğun ve ilgi çekici içeriğinden ileri geliyor.
Kitabı salt bir metin bütünü olarak görmekten ziyade okuduğum her cümlenin bir anlamı olduğunu bildiğim için her cümle üzerine düşünmeye ve gerekiyorsa not almaya çalıştım. Öyle ki, sadece altını çizdiğim satırlardan herhalde kısa bir kitap çıkarılabilir.
Okuma deneyimimden yeterince bahsetmiş olduğumu varsayarak biraz da kitabın içeriğinden bahsetmek ve incelemeyi tamamlamak isterim. Kitap, Lacancı psikanalizin "zor, anlaşılmaz, anlamsız" olarak algılanan yapısına farklı bir yerden bakıyor. Bunu da yaparken genellemelerden ve indirgemelerden kaçınıyor.
Kitapta Lacancı psikanaliz ağırlıklı olarak klinik yönden ele alınıyor. Simgesel, İmgesel, Gerçek; ihtiyaç, talep, aşk, arzu, fantazi, jouissance; özne, nesne, Öteki; gösteren ve gösterilen gibi pek çok temel kavrama bir giriş sunuyor. Ayrıntılı vaka tartışmaları / analizleri ve bu vakaların Lacancı kavramlar çerçevesinde değerlendirilmesi ile
Freud'un üreme dışında amacı olan her türden cinsel aktiviteyi sapkın olarak tanımladığına dair ilk dönemlerindeki iddiasıyla başlayacak olursak, insan cinsel davranışının büyük çoğunluğunun sapkın olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda kalırız.