Fobi, bireyin Ötekföeki çok önemli bir öğeyi (bu öğe Baba-nın-Adı'dır) desteklemek amaoyla benimsediği bir strateji olarak görülebilir, bu öğe tamamen eksik olmasa bile güvencesiz bir statüye sahiptir. Bu başarılı bir destekleme olduğu için, fobi, psikoz ve nevroz arasındaki "sınırda'' ["borderline''] konumlandırılamaz: babasal metafor başarılı biçimde kurulmuştur.
Obsesif, haftalarca süren Freudcu teori ve pratik derslerine katıldıktan sonra, hala şöyle
söylemeyi sürdüren birisidir, "Ben hala insanların kendi sorunlarını kendilerinin çözebilmesi gerektiğine inanıyorum." Bilinçdışının varlığını entelektüel düzeyde kabul edebilir, ama buna başka birinin yardımı olmaksızın erişilemeyeceğini kabul etmez. Obsesif sorunları olduğunu fark eder, ama bunları sadece "kendi-kendine-analiz", günlük tutmak, rüyalarını yazmak, vb. gibi yöntemlerle ele almaya çalışır.
Analist, analizan için neyin iyi ya da neyin kötü olduğuna ilişkin önceden tesis edilmiş herhangi bir anlayışı asla benimsememelidir, ama yalın biçimde analizanın arzusunun diyalektikleşmesini yüreklendirmeli ve analizanın Öteki'nin arzusundan ayrılmasını teşvik etmelidir.
Lacan, "insanın arzusu Öteki'nin arzusudur" dediğinde söylediği şeylerden biri, Öteki'nin arzusunu kendi arzumuz olarak kabul ettiğimizdir: bir başkasıymış gibi arzularız.