Özne, arzusu söz konusu olduğunda tam bir tatmine asla ulaşamaz; çünkü arzu, eksik üzerine kurulur. Her seçim, diğer olasılığın kaybını da içerir. Dolayısıyla hangi yolu seçerse seçsin, özne eksik kalan bir yönle karşılaşır. Bu eksiklik, alıntıdaki sözle de denk düşer. Pişmanlık burada “yanlış seçim” duygusundan çok, eksikliğin yapısal farkındalığına işaret eder.
Ayrıca bu cümle Lacan’ın jouissance kavramıyla da ilişkilendirilebilir. Her iki seçenek de özneyi belirli bir jouissance biçimine mahkum eder: evlenmek, toplumsal normlarda yer bulmanın hazzını getirirken, özneyi Öteki’nin yasasına (örneğin evlilik kurumu, sadakat, roller) teslim eder; evlenmemek ise özgürlük görünümüyle birlikte yalnızlık ve dışlanma biçiminde bir başka jouissance üretir. Yani her iki durumda da özne, tam tatmin değil, farklı biçimlerde eksiklikle karşılaşır.