Can

Psikanalizde önemli bir şey olan bildiği farz edilen özne, analizanın bilinçdışıdır.
Sayfa 62
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sadece Amerikalılar mı?
Amerikalılar psikoloji veya psikanalize astroloji ya da el falına inandıklarından daha fazla inanmazlar (aslında son ikisine daha çok inanıyor olabilirler).
Sayfa 59
Türklerde doktora saygı ve kader inancı
Freud doktor bir arkadaşına Bosna Hersek'teki Türklerin "doktorlarına büyük bir güven duyduklarını ve kadere büyük bir teslimiyet hissettiklerini anlattığını belirtmiştir. Eğer doktorları hasta birisi için yapılabilecek bir şey olmadığı malumatını vermek zorunda kalırsa, orıların yanıtı şöyle oluyormuş: 'Beyefendi, buna ne denebilir? Eğer kurtulabilseydi, onu siz kurtarmış olacaktınız"'. Şüphesiz Freud, Türkler arasındaki doktorlara gösterilen saygı ve hastalarını tedavi için kabul ettiği yüzyıl dönemecindeki Viyana arasındaki karşıtlıktan şaşkına dönmüştür.
Sayfa 59
Alıntı
YKS tercihi yapacaklar için psikoloji bölümü:
Selamlar. Bu iletide YKS tercihi yapacaklar için psikoloji bölümünün avantaj ve dezavantajlarını yazıp tercihi sürecinde olanlara bir bakış kazandırmak istiyorum. Uzun uzun yazmayacağım. Bana göre bu bölümünün avantajları: - "Psikolog" ünvanı verir bu ünvan halkın gözünde genel olarak iyi bir konumda. Bu nedenle koşullarınız el verirse bağımsız ve saygın sayılabilecek bir mesleği yapma şansınız olabilir. - Çeşitli kurumlarda çalışabilirsiniz. Buna hastaneler (eskisi gibi değil), okullar, özel eğitim merkezleri, kurs merkezleri, psikoteknik merkezleri, adliye, sosyal hizmet kurumları, öğrenci yurtları, danışmanlık merkezleri vs. - Alt alanları çok fazladır ve gerek Türkiye'de gerekse yurtdışında yüksek lisans için seçeneğiniz az değildir. Akademide her zaman talep gören bir konumda. Bir de bölümün dezavantajlarından bahsedelim: - Eğer psikoterapist olmak istiyorsanız, yani psikolojinin klinik alanında çalışmak istiyorsanız klinik psikolog olmanız gerekiyor. Yirmi bini aşkın psikolog arasından devlet üniversitelerinde çok kısıtlı bir kontenjana sahip olan klinik psikoloji okumak mucize gibi bir şeydir. Vakıf üniversitelerinde okuyabilirsiniz fakat talep o kadar çok ki, bunun için yaklaşık 1 milyon lirayı gözden çıkarmanız gerekiyor. - Psikoterapist, terapi gibi ünvsnları kullanamazsınız, bunlar klinik psikoloğa ait ünvanlardır. Dolayısıyla bu işi yapamazsınız da. Çığu psikolog yapar ancak şikayet edildiklerinde ciddi bir para cezası ödemek zorunda kalıyorlar. - Özel sektör asgari ücretten fazla maaş vermez. - Kamuya alınan psikolog sayısı genel olarak yetersiz. Önceki senelerde yukarı doğru ivme kazansa da, son KPSS döneminde bir yılı aşkın zaman geçmesine rağmen sınava giren 20 bin psikolog arasından sadece 124 kişi kamuya alındı. Bu çok ciddi şekilde düşük
Bir Zamanlar 1000Kitap'ta...
Buraya kaydolalı yedi seneden fazla oldu ve burası da bu yedi sene içerisinde diğer her şey gibi "çağa ayak uydurdu". Bu ayak uydurma başlangıçta ilgi çekici görünse de zamanla 1000kitap’ı benzersiz kılan şeyi törpüledi: Kitap odaklı bir paylaşım ve düşünme alanı olmasını. Eskiden bir incelemenin altına yapılan yorumlarla bir fikir tartışması başlar, bir inceleme bazen hiç tanımadığım birinin bir kitabı bambaşka bir gözle görmesini sağlardı. Şimdi ise görseller, reels benzeri videolar ve etkileşim odaklı gönderiler ön planda. Artık kimse okuması ve burada paylaşması belirli zihinsel çaba içeren alıntıları okumuyor. Sadece çok kısa ve kolay anlaşılabilecek popülist gönderiler ya da kitaplarla tamamen ilgisiz video ve görseller ilgi çekiyor. Elbette zaman değişiyor, uygulamalar kendini güncelliyor. Ancak burada bulunma nedenimi unutmak istemiyorum. Ben buraya insanların fotoğraf ya da videolarını görmek için değil, düşüncelerle karşılaşmak için geliyorum. Bir alıntının, bir yorumun, bir cümlenin beni durdurması, düşündürmesi için. Eskiye özlem duymak değil bu, sadece şu hatırlatma: Bu uygulamayı bizler oluşturuyoruz. İçeriklerimizi neyin üzerine kurarsak, burası da o şeye dönüşüyor.

Oğuz Aktürk

@distopikokur
·
Neden Artık İnceleme Yazmıyorum?
1000kitap'ta neredeyse 8. yılımı dolduruyorum. Sitenin en eski üyelerinden biri olarak artık burada kitaplar hakkında inceleme paylaşmanın hiçbir öneminin kalmadığını hissediyorum. Bilenler bilir, benim 1000kitap'ı ve insanlara sağladığı okuma alışkanlığını takdir ettiğim pek çok ileti de vardı eskiden. Ama hiç bu duygulara sahip değilim artık. Burayı artık sadece okuduğum kitapları ve sevdiğim alıntıları kaydettiğim bir yer olarak kullanıyorum. Dünyanın dönüşümüyle birlikte kullandığımız araçlar ve teknolojiler de dönüşüyor, bunun farkındayım. Bu yüzden bu uygulamaya bir gün fotoğraf ve video güncellemesi geleceğini tahmin ediyordum. Fakat isteğim dışında oynatılmaya başlanan videolar ve Akış'ımı işgal eden içerikler maalesef bu uygulamadan gün geçtikçe uzaklaştırıyor beni. Bundan birkaç yıl önce benzer tarzda yazdığımız incelemeler binlerce insana ulaşırken şimdi emek verilen hiçbir içerik hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sadece benim değil, sizlerin de öyle... Çünkü burada "Premium" hesabınız olmadığı sürece zaten öne çıkarılmıyorsunuz. Bugüne kadar inceleme yazdığım yüzlerce kitaptan hangisinin içine girsem kendi incelememi bile bulmakta zorlanıyorum. Eskiden bu konuda çok daha mantıklı bir algoritma varken şimdi herhangi bir amaca hizmet etmeyen bir sistemle karşılaşıyorum. Instagram, YouTube ya da TikTok'un sisteminde hiçbir zaman böyle bir ayrıcalık olmadı. Oralarda aldığınız mavi tik size ekstradan bir etkileşim sağlamıyor, çünkü yine kendi emeğinizle başarıyorsunuz her şeyi. Ama burası bir "PremiumKitap"a dönüştüğünden beri ne yazık ki böyle bir durum var. Bunları da 1000kitap'ın "mavi tik" verilen hesaplarından biri olarak diyorum. Emeğimizin karşılığını alabileceğimiz ve içeriklerin kitlemize gösterildiği bir 1000kitap algoritması olana kadar, burasının
Edebiyat