Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akıl sağlığının, insanın en öncelikli ihtiyacı olan denge veya biyolojideki adıyla "homeostaz" yani herhangi bir gerilim olmayan durum ile sağlanabileceğine yönelik görüşü tehlikeli buluyorum.
Buradan yola çıkarak akıl sağlığının, insanın şimdiye kadar edindikleri ile hâlâ edinmesi gerekenler veya insanın şimdi ne olduğu ve ne olması gerektiğine ilişkin bir miktar gerilim gerektirdiği anlaşılabilir. Böyle bir gerilim insanda içkin olarak bulunmaktadır ve bu yüzden de zihinsel iyi olma hali için vazgeçilmezdir.
Başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum: Üst düzey bir Amerikalı diplomat, Viyana'daki muayenehaneme gelerek beş yıl önce, New York'ta bir analistle başladığı psikanalizine devam etmek istediğini söyledi. Ona ilk olarak neden analize girmek istediğini, yani ilk başta analize neden ihtiyaç duyduğunu sordum. Ortaya çıktı ki danışan kariyerinden memnun değildi ve Amerika'nın dış politikasına uyum sağlamakta zorlanıyordu ancak analisti ona tekrar tekrar babasıyla barışması gerektiğini söylüyordu çünkü ABD hükümeti ve onun üstleri birer baba imgesinden 'başka bir şey' değildi ve sonuç olarak işinden memnuniyetsizliği babasına karşı bilinçsiz olarak beslediği nefretle ilgiliydi.
Yıllarca olası tüm ıstırabın sınırlarına ulaştığını düşünen insan artık ıstırabın sınırı olmadığını ve hâlâ biraz daha ve hatta daha beter acılar çekebileceğini anlar.