Can Akdağ

Ancak şunu sormadan edemeyeceğim: Başörtüsü konusunda Gürüz'ü hasım seçenler, aşağıdaki sözlerin sahibinin de hasmı olmak durumundadırlar: "Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başına bir bez veya bir peştemal veya buna münasil bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın mana ve medlûlü nedir? Efendiler! Medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi vaziyete girer mi? Bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. Derhal tashihi lazımdır." (Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925, Kastamonu.) Eğer hal böyle ise, başörtüsü konusunda Gürüz'ün hasımları arasındaki milletvekillerimiz, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığı içeren yeminlerine sadakatten vazgeçmişler demektir. Sayın Başbakan Yardımcımız Dr. Devlet Bahçeli Bey başta olmak üzere, bunun böyle olup olmadığını kendilerine bu yazım marifetiyle sormak isterim.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Milletin kafası çocuk masalı misali ortaçağ kalıntısı hurafelerden kaldırılıp da dünyayı olduğu gibi görmeye başlar, aklını kullanarak o dünya hakkında düşünmeye cesaret ederse, her düşünceyi en acımasız bir şekilde gözlemle eleştirebilirse, hiçbir otoriteyi tanımazsa, en cahil, en aciz, en düşkün sanılan bir toplum bile neler neler yaratabilir.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Anadolu insanı, ailede her sorunu babanın (o yoksa büyük biraderin), okulda hocanın veya idarecinin, toplumda da devletin çözmesine o kadar alışmıştır ki, bunun dışında bireyin kişisel inisiyatifine dayanan çözümler bir türlü üretilip tatbik mevkiine konamamaktadır. Kişi, otoriteyi sarsmayı göze alamadığı için eleştiriyi öğrenememekte, eleştiri imkânı olmadığı için de kendi gözlemine güvenememektedir. Gözlem olmayınca, çevreyle temas kaybolmakta, bu şekilde toplum giderek gerçekten uzaklara sürüklenmektedir.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Türkiye'nin gerçek bilim ve devlet adamlarının şimdi yapması gereken ise Fransız modelinden ders alarak, Türkiye'nin zaten pek az olan seçkin yaratıcı bilimsel gücünü en çok iki merkezde toplamaktır. Londra'dan uzakta kurulmuş olan Cambridge ve Oxford misali, politik güçten uzak bulunması istenecek bu merkezlerin kültürü ve altyapısı zengin tarihi köklü, çekici bir şehrin içine veya çevresine yerleştirilmesi çekiciliği ve dolayısıyla verimi kuşkusuz arttıracaktır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Rahmetli dayıcığım Semih Sipahioğlu bana bir gün demişti ki, paranı kaybedersen, önemli bir şey kaybetmiş olursun; şerefini kaybedersen, çok daha büyük bir şey kaybetmiş olursun. Ama ümidini kaybedersen, her şeyini kaybetmişsin demektir.
Sayfa 22·Kitabı okudu