Şu yargıçlar! Yargılar ya, bazen kendi yetkilerini aşarak tüm adaleti bir yana bırakırlar! Bununla birlikte, efendim, adalet vardır! Zamanı gelince, onları da yargılarlar. Eğer dürüst ve iyiyseler yakayı kurtarırlar. Ama zulmetmişlerse, kader de onlara zulmeder ve en kötü sıkıntılara uğratır! Gelip geçenlerin alaylarını ve acımalarına alet olurlar. Yasa budur! Bu da ondan ötürüdür! Ve kader sadece mantıkla işini yürütür!
Ey bahtın darbelerinden korkan kişi rahatla! Bilmez misin ki, her şey dünyayı yaratan Tanrı’nın elindedir. Zira yazılan yazılmıştır, asla bozulmaz! Yazılmamış olan içinse hiç korkmamalıdır. Ve sen Tanrım, seni övmeden geçen bir günüm olabilir mi? Yoksa ahenkli üslubumun ve şairce dilimin şahane verisini başka kime harcardım? Ellerinden kabullendiğim her yeni armağan,Tanrım, bir öncekinden daha güzel, hem de istenmeden gelir. Böyleyken nasıl olur da senin görkemini, tüm görkemini kendi içimde ve halk içre övmem! Ama itiraf etmeliyim ağzım yeter güzellikte övgüler düzemiyor; sesim sana ilahiler söyleyecek kadar tatlı, sırtım da verdiği nimetleri taşıyacak kadar güçlü değil! Ey Allah’ın kulu, şaşkınlık içindeyken, meseleni tek bilge olan Allah’a bırak ve artık yüregine insandan yana girecek dertlerden korkma! Ve de bil ki, hiçbir şey senin iradenle oluşmaz; sadece bilgelerin bilgesi olan Allah’ın iradesiyle oluşur. Asla umutsuzluğa kapılma! Tüm dertlerini, tüm kaygılarını unut! Bilmez misin ki kaygılar, en sağlam, en güçlü yürekleri yıpratır? Öyleyse, bırak her şeyi! Tek düzenleyicinin karşısında kurduğumuz düzenler kudretsiz köle düzenlerinden başka bir şey değildir. Bırak geçip gitsinler! Sürekli mutluluğu tatmaya bak!
Epeyce oldu; öğrendim artık, baht ölmüştür. Bu ne yoksulluk! Ey talih, Gölgene sığınırlar ama sen bilgileri sürgün eder, dünyayı budalalarla yönetirsin!