Fatma,“Halime, öğrenmek için iyi dinle.”
Zeynep,“Fatma, öğreneceği bir şey yok ki senin sözünle.”
Fatma, “Neden bilgim seni rahatsız ediyor ki böyle?”
Zeynep, “Saçmalama, sınırlarını bil, bin düşün bir söyle.”
Fatma, “Anladım, öfkelendiriyor seni dürüstçe söylediklerim yüreğimle.”
Zeynep,“Hiç de değil. Bilmelisin ki yalnızca kizdiriyorsun hadbilmezliğinle.”
Fatma,“Had bilmezlik beslenir bazen güzellikten. Ama elbettesen bulamazsın teselli çirkinliğinle.”
Zeynep, “Bana mı söylüyorsun bunları? Baksana aşırı yemekten geldin ne hale?”
Fatma,“Bak bu güzeldi işte. Ne yani takdir mi etmeli herkes senin gibi geleni bir deri bir kemik şekle.”
Zeynep, “Asla. Ama güldürüyor böyle öfkelenmen gerçekten tüm yüreğinle.”
Fatma,“Ah, sahi mi? Peki nasıl karşılık vermeli çıldırtırsan eğer yalan sözlerle?”