"Neden bağırmadıklarını merak ediyorsun," dedi. "Hâlâ merak ettiğin tek şey bu, değil mi? O küçük kızlar hâlâ verandadayken neden bağırmadılar?"
...
"O kötü adamı... beni tuttuğunda gördüm," dedi John. "O işi yapanın o olduğunu o zaman anladım. O gün onu görmüştüm. Ben ağaçların arasındaydım, onları yere atıp kaçtığını gördüm, ama..."
"Unuttun," dedim.
"Haklısın, patron. O bana dokunana dek unuttum."
"Neden bağırmadılar, John? Canlarını acıtıp kanattı, anne babaları hemen yukarıdaydı, öyleyse neden bağırmadılar?"
John o dalgın gözleriyle bana baktı. "Birisine, 'Eğer ses çıkarırsan seni değil, kardeşini öldürürüm,' dedi. Diğerine de aynı şeyi söyledi. Anladın mı?"
"Evet," diye fısıldadım. Anlamıştım.
"Onları sevgileriyle öldürdü," dedi John. "Birbilerine olan sevgileriyle. Nasıl olduğunu anlıyor musun?"
Başımı salladım. Konuşamıyordum. Gülümsedi. Gözyaşları yine akıyordu, ama gülümsedi. "Bu her gün olur," dedi. "Dünyanın her yanında." Sonra yatıp yüzünü duvara döndü.
Duvara baktım ve oraya 1924'te, 1926'da, 1931'de yazılmış olan isimleri gördüm. O isimlerin üzeri silinmişti ve onları yazan adamlar da silinip gitmişti sözün gelişi... Ama sanırım hiçbir şeyi asla tamamen silip atamazsınız dünya denen bu karanlık aynadan.
"Gördüğüm ve hissettiğim acılardan yoruldum artık, patron. Yağmur altında bir ispinoz gibi yalnız, hep yollarda olmaktan yoruldum. Hiçbir zaman bana eşlik edecek, bana nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve nedenini söyleyecek bir yoldaşım olmadan. İnsanların birbirine karşı bu kadar kötü olmalarından yoruldum. Yardım etmeye çalışıp da edemediğim bütün o zamanlardan. Karanlıkta olmaktan yoruldum. Asıl da acıdan. Çok fazla. Eğer sona erdirebilseydim, yapardım. Ama yapamıyorum."
Koğuşa geri dönerken Brutal, Dean ve Harry'nin bile duyamacakları kadar alçak bir sesle, "Hayatımda gurur duymadığım birkaç şey yaptım," dedi. "Ama ilk kez gerçekten cehenneme düşme tehlikesini hissediyorum."
Şaka yapmadığından emin olmak için ona baktım. Şaka yapmıyordu. "Ne demek istiyorsun?"
"Demek istiyorum ki, Tanrı'nın bir armağanını öldürmeye hazırlanıyoruz," dedi. "Bize ya da bir başkasına asla zarar vermemiş birini. Tanrı'nın önünde durup da bana bunu neden yaptığımı sorduğunda ben ne diyeceğim? Bunun işim olduğunu mu? Benim işim mi?"