Başlangıçtaki sorumuza dönecek olursak: Sanatın devrimci anlamı nedir? Raphael Bize bir Sanat eserinin devrimci anlamının başlı başına konusuyla ya da işlevsel kullanılışıyla herhangi bir ilgisi olmadığını gösteriyor; daha ziyade sürekli keşfedilmeyi ve özgürleşmeyi bekleyen bir anlam bu:
Bir tarihsel akım ne denli güçlü olursa olsun, eğer yaratıcı güçlerine aykırıysa insan ona karşı çıkabilir, karşı çıkmak görevidir.Teknolojinin kurbanı olmamızı buyuran ya da sanatın çağdışı olduğu gerekçesiyle rafa kaldırılmasını söyleyen bir kaderden söz edilemez; "kader", halkın gücünü kırmak ve kendi tarihini yaratmasını engellemek için yönetici sınıf tarafından teknolojinin bilerek yanlış kullanımından ibarettir.Sanatın çağdışı sayılarak terk edilip edilmeyeceğine karar vermek, bir dereceye kadar her bireyin, siyasal ve toplumsal hayata katılımı ölçüsünde göstereceği çabaya bağlıdır.Sanatı kavrama yeteneği bu kararın en üst düzeye yükselmesine yardımcı olur.Sanat eseri, koruyup sakladığı yaratıcı güçlerin oluşturduğu bir kap gibi, dünyayla başa çıkma yolundaki arzuları canlı tutar ve güçlendirir.
Kendi kendimizi dolaysız olarak tanıyamayacağımıza ve kim olduğumuzu ancak yaptığımız işlerden anlayabileceğimize göre, kendi hakkımızdaki düşüncelerimizin gerçek niyetlerimize denk düşüp düşmediği ziyadesiyle kuşkuludur.Ancak bu örtüşmeyi sağlamak için bıkıp usanmadan mücadele etmeliyiz.Çünkü kendi kaderimizi ancak kendimizi tanırsak tayin edebiliriz;hatalı olarak tayin edersek hayatlarımızı mahvederiz, bundan daha ahlaksız bir eylem olamaz.
"Sanat üç unsurun -sanatçının, dünyanın ve biçimlendirme araçlarının- etkileşiminden oluşan bir denklemdir."Raphael`in üçüncü unsura, biçim oluşturma araçlarına ya da sürecine nasıl bir anlam yüklediği önemlidir.Zira onun bitmiş sanat eserinin kendine özgü bir gerçeklik taşıdığını kabul etmesi ancak bu süreç sayesinde mümkündür.
Marx`ın sanat zevki nasıl yaşadığı dönemin sanatla ilgili cehaletini ve önyargısını nasıl yansıtıyorsa (klasik mükemmelik tasavvuru yontma taşdevri, Meksika ve Afrika sanatına ait olağanüstü eserleri dışlar);ihtiyaç hissetmesine rağmen üstyapı kuramından daha kapsamlı bir sanat kuramı yaratmamasının nedeni de içinde bulunduğu toplumda iktisadi gücün sürekli, ezici bir baskınlıkta olmasıydı.