Aklından kendisiyle, çocuklarıyla, içinde duyduğu öfkeyle, isyanla ve sorularla dolu bütün düşünceleri attı, zihnini tamamen boşalttı. Sonra gerçekten inanma ve duyulma isteği ve ihtiyacıyla dolu, Carlo Rizzi’ nin öldürüldüğü günden itibaren her gün yapmakta olduğu gibi, Michael Corleone’nin ruhunun kurtulması için dua etti.
Milyonların bildiği bir eser. Okuması rahat ve oldukça keyifli, olaylar sürükleyici ilerliyor. Dram, entrika, ihanet hepsini görüyoruz. Yazım dili çok akıcı ve bazı bölümlerde betimlemeleri çok beğendim. Michaelın İtalya serüveninde yapılan Akdeniz betimlemesi gibi. Filmini izledikten sonra bunu okurken sıkılırım diye şüphe edebilirsiniz. Ancak filmini sevdiyseniz bunu da seversiniz. Vito Corleone, Michael Corleone, Tom Hagen gibi hikayeyi taşıyan karakterler burada daha derin işleniyor ve düşünce yapılarını görebiliyoruz. Yan karakterle de filmdeki gibi değil burada daha detaylı. Farklı olarak Johnny Fontaine, Lucy Mancini, Kay Adams gibi karakterlerin geçmişini ve hayatlarını öğreniyoruz mesela. Özellikle Kay Adams’ı ben burada daha çok beğendim. Çok narin ve masum bir karakter geldi gözüme. Onun dışında baba, Don Corleone inanılmaz yazılmış. Okurken o saygıyı siz de gösteriyorsunuz kendisine. Filmle kitap arasında ne fark var derseniz ilk olarak yan karakterlerin işlenişi bir de bazı bölümlerde olayların sırası diyebilirim. Mesela Don Corleone’nin geçmişinden kitapta bahsediliyor ancak ikinci filmde işleniyor bu konu.
Özetle su gibi akan ve asla sıkmayan, olay örgüyle öne çıkan klasik bir eser.