enes

Bir cümle üstünde saatlerce durmak vardı: Kafasına yürüyenlerden birini seçmenin sorumluluğu vardı. Kelimelerin yetersizliğini öğreniyordu. Bazı günler sigara içtiğini küllüğün doluşundan anlardı. Acaba onun da alnı kırışıyor muydu?
Sayfa 52
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·144 syf.·
2022 14. kitabı
Öncelikle kitap 1911 yılında doktora tezi olarak yayınlanmış. Bazı yerlerde yanlışlar var ve bu editör notu ile düzeltilmiş, editör ayrıca zaman zaman Türk karşıtlığı olduğunu ve bunun da düzeltildiğini belirtmiş. Ancak ben kitabın birkaç cümle hariç neredeyse hiçbir yerinde Türk karşıtlığı sezemedim. Pargalı İbrahim Paşa hakkında bulabileceği tüm kaynakları kullandığını düşünüyorum. O dönemin elçilerinin yazdıklarını ve yine aynı dönemin tarihçilerinin eserlerini kitabında kullanmış. Bunun dışında belirli zamanlarda yaşamış yerli ve yabancı tarihçilerin de eserlerinden alıntılar kullanmış. Yani yazarımız gayet güzel ve olabildiğince objektif davranmış. 2011 yılında basılan elimizdeki kitapta Pargalı İbrahim Paşa'nın hayatını baştan sona anlatan tek kitap olduğu yazıyor bu da kitabın önemini arttırıyor.
Pargalı İbrahim PaşaHester Donaldson Jenkins · Yeditepe Yayınevi · 201544 okunma
İbrahim Paşa, Macarlara efendilerinin Zapolya tarafından 36 bin kişilik bir orduyla mağlup edildiği haberini verdi. Hobordanacz, bu habere şüphe ile yaklaştı ve Zapolya'nın Erdel'deki tüm horozları ve tavukları orduya almış olsa bile 36 bin kişiyi toplayamayacağını söyledi.
Sayfa 72
İbrahim Paşa'nın padişahla ilişkileri hakkında birçok şey söylenmiştir. Efendisi ile yakın temas içinde idi, onunla yemek yer ve onunla uyurdu. Birçok kez birbirlerinin kıyafetlerini giyiyorlardı ve İbrahim Paşa, Avusturyalı bir elçiye padişahın asla makbulüne aynı kıyafetten sipariş etmeden kendisine kıyafet sipariş etmediğini söylemiştir. Venedikliler, iki arkadaşı bir kayıkla zevk için dolaşırken ve istedikleri kıyıyı ziyaret ederken gördüklerini belirtmişlerdir.
Sayfa 32
Her sancakbeyi bir tuğ taşıma hakkına sahipti ve biz Avrupalıların dediği gibi, "tek tuğlu paşa" idi. Beylerbeyi, iki veya üç tuğ taşıyabiliyordu. Veziriazam, beş tuğlu idi ve padişahın önünde yedi tuğ dalgalanıyordu.
Sayfa 25