İnsanların çoğu sınırlı bir hayal gücüne sahiptir. Duyumlarını uyaracak ölçüde yakınlarında gerçekleşmeyen bir olaya ilgi göstermek pek içlerinden gelmez; ama aynı şey gözlerinin önünde, doğrudan duygularına dokunma mesafesinde gerçekleşirse, bu olay önemsiz bile olsa, hemen aşırı bir duyarlılık gösterirler. Böylelikle normalde nadiren görülen tepkilerini ölçüsüz ve abartılı denebilecek bir sertlikle telafi etmiş olurlar.
Tek nefeste bitirebileceğiniz bir akıcılığa, kısalığa ve özlülüğe sahip.
Fransa Rivierası'nda bir pansiyonda, akşamları yedi kişinin oturduğu bir yemek masasında çıkan hararetli tartışmada, Mrs. C. suçlu görünen bir kadını savunan bir kişinin söyledikleri ile kendi karakterini bağdaştırmasıyla birlikte, geçmişte takılı kaldığı yirmi dört saatini, hiç tanımadığı bu savunmacı kişiye anlatmaya ve lanet olarak adlandırdığı ve zihninden atamadığı bu laneti tüm dürüstlüğü ile anlatmaya karar verir.
Kocasının yasını tutarken kaldığı bir otelin kumarhanesinde, kocasından öğrendiği insanları ellerini izleyerek tanımayı ve anlamayı ( poker surat oldukları için yüz ifadesi ile tanımak eskide kalmıştı) zevk ile sürdürmekte iken oturduğu bir rulet masasında daha önce hiç görmediği güzellikte, bir çift el görür ve onların haraketlerini yorumlayarak, karşısındaki insanın düşüncelerini ve duygularını betimler ve ilerleyen dakikalarda öylesine odaklanmıştır ki o elleri kendisi haraket ettiriyormuşçasına hipnotize olur ve onları takip etmeye karar verir...
"Vestiyerden pardösümü alıp hiçbir şey düşünmeden tamamen mekanik, tamamen içgüdüsel, bu yabancı insanın peşinden hızla karanlığa doğru koştum." İşte bu andan sonra yaşadığı 24 saat boyunca birçok duygu durumunu ve hissiyatı, Mrs. C için yaşamındaki yaşamış olduğu yegâne gün anlamına gelir.