Keşke o grcenin,onları göreceğim son gece olduğunu bilseydim.Babama biraz daha sıkı sarılırdım.Burnumu annemin saçlarına gömüp kokusunu aklımda tutmaya çalışırdım.
Geceliğimin cebindeki şekerin nasıl hissettirdiğini,titreyen ve terli avcumda nasıl yumuşadığını hatırlıyordum.Tadını hatırlıyordum.Dilimde eriyen sakızımsı sıcak tada gözyaşlarımın tuzu karışmıştı.
O kokuyu unutmuş olmam komikti;ama o gece bana verdiği ballı şekerin tadını hala hatılıyordum.Şekeri vermişti çünkü o,en sevdiğim şekerdi ve cesur olmam için bana rüşvet vermeye çalışıyordu.
Karanlık,zorlu bir gece için küçük ve tatlı bir şeker.
Bu hatırayı kafamdan atmadan önce tıpkı o gece cebimin derinliklerine gömdüğüm şekerin ambalajı gibi buruşturdum.
Bazı kokuların, güçlü bağlarla hatıralara bağlı olduklarını fark ettim. Belli kokuları aldığınızda bağlar geriliyordu. Tıpkı limana çekilen bir tekne gibi o duyguya bağlanmaya zorluyordu.
"Bedenler son derece geçicidir ve bizimle ilgili en az bilgi veren şeylerdir. Bu dünyada olduğumuz sürece bizi taşırlar ve bedenimden bundan daha fazlasını isteyemem. Bir başkasının bedeninin boyutu veya şekli hakkında endişelenmek için kesinlikle zaman harcamam. Bunun yerine kalplerini ve zihinlerini önemsemek varken olmaz
insanlar korkuyu bildiklerini söylerlerdi. Arabaları neredeyse kaza yaptığında veya sokaklarda kanlı bir olaya şahit olduklarında korktuklarını düşünlerdi ama bu, gerçek korku değildi. Gerçek korku bilinmezdi.
Birinin geleceği hakkındaki bilinmezlik, korkuların en kötüsüydü.