Hem tarihten de bildiğimiz gibi, kültürlerde öyle çağlar vardır ki, tersine inanan insanların sayısı çoğalana kadar, yok edici mutlak egemenlikle özdeşleşmiş, buna izin verilmiştir.
Düş kırıklığına uğradığımız, eziyetler karşısında güçsüz kaldığımız, dondurucu soğuk ve ayak sesleriyle dolu bir fantezi yaşadığımız zamanları hatırlayıp hayatımızda şimdiye kadar meydana gelen tüm kayıplarımızı sıralasaydık, bunların, sişemizdeki incinebilir yerler olduğunu anlardık.
Aç kalan ruh o kadar acıyla dolu olabilir ki, kadın artık onu taşıyamaz. Kadınlar kendi ruhani yollarıyla kendilerini ifade edebilecekleri bir ruhsal gereksinim içinde olduklarından, onları anlayıp gözeten yöntemlerle ve başkalarının tacizinden uzak bir şekilde gelişip serpilmelidirler.