Narcissos, yine avdan sonra bir gün dinlenmek için tertemiz akan bir nehir kenarına gidip oturur. Biraz dinlendikten sonra eğilir ve nehrin suyundan içmek ister.
Ama bir de ne görsün!
Suyun içinde kusursuz bir güzellik bakıyordur gözlerinin içine.
Bu da ne böyle?
Suya yansıyan aksini görünce başı döner adeta. Daha önce böylesi bir güzellikle, böylesi bir anlamla ve tutkuyla karşı karşıya gelmemiştir hiç. Kimseye karşı beslemediği birtakım coşkun hislere kapılır. Gördüğü suretten kendini alamıyordur artık. Onu bırakıp hiçbir yere gitmek istemez.
Sudaki yansımasına âşık olmuştur Narcissos... Echo’nun aşkını karşılıksız bırakmış olması ve güzel periyi aşağılayarak kalbini kırmış olması yüzünden tanrıların ona verdiği bir cezadır bu...
Narcissos, kendinden başkasına âşık olamayacaktır hayatı boyunca...
“Birini affetmek demek, onu hayatına tekrar sokmak demek değildir. Birini affedip yani ona karşı ve öfke duygularını sıfırlayıp hayatına yine onsuz devam edebilirsin. Bu da bir affetme çeşididir.”
Ne yalan söyleyeyim, ben de tüm yaşamın kısır bir döngüden ibaret olduğunu düşünenlerdendim. Tüm yaşam, hiçbir yere ulaşmayan tekrarlarımızdan ibaret diyordum. Her ulaştığın diğerine, o da diğerine yönlendirir. Tümünün sonu ise koca bir hiçlik. O zaman bu çaba neden? (…) mademki her şey boş,durmadan umut çığlığı atmak da neyin nesi? Çünkü umutsuzluktur insan çıldırtan. Başarısız da olsa acı da verse tekrar denemek, değişim için şart…”