cantabile

cantabile
@cantabile
''İnsanın işini dramatize etmesi sorunu gizli maliyetleri göze görünür kılmaktan fazlasını içerir. Belli statüleri dolduranlarca yapılması gereken işler genelde arzulanan bir anlamı ifade etmek açısından o kadar kötü tasarlanmıştır ki, o durumda bulunan kişi rolünün karakterini dramatize etmek istediğinde bunu sağlamak için o işe büyük miktarda enerji yönlendirmek zorundadır. .. Sartre'ın dediği gibi: 'İlgili olmak isteyen ilgili öğrenci, gözleri sabit bir şekilde öğretmende , kulakları pür dikkat, ilgili rolü oynarken kendini o denli tüketir ki en sonunda hiçbir şey duyamaz olur.' Böylece insanlar sık sık kendilerini ifade ve eylem ikilemi ile karşı karşıya bulurlar. Bu yüzden, belli bir işi yerine getirmek için gerekli zamana ve yeteneğe sahip olanlar o işi yaptıklarını gösterebilecek zamana ve yeteneğe sahip olmayabilirler. Kimi kurumların bu ikilemi resmi olarak söz konusu dramatik işlevleri zamanını işin anlamını ifade etmekle geçirecek ve gerçekte o işi yapmaya zaman harcamayacak bir uzmana devrederek çözdükleri söylenebilir.''
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''İnsanların bir araya gelmelerini gerektiren özel şartların araştırılmasını bir tarafa bırakacak olursak, grup hayatı, grubu meydana getiren bireylerin davranışlarını birbirlerine göre ayarlamalarıyla sürdürebilmektedir; bu ise bir sosyal sistemin yaratılmasını zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca, grup hayatı, örf ve adetlerin, değerlerin, fikirlerin ve maddi kültür objeleriyle birlikte çeşitli sembol ve anlam sistemlerinin içerildiği bir kültür sisteminin de yaratılmasına sebep olmuştur. Fonksiyonel bir bütün meydana getiren bu iki sistem içerisinde birey, ilişkide bulunduğu diğer bireyler tarafından sevk edilmeye, uyarılmaya, Çataklı ve Bayındırlı yeni gelinler ile Tchambuli'li kadın ve erkeklerde görüldüğü gibi, toplum içerisinde işgal ettikleri yerlere göre belirli roller ifa etmeye, belirli kültür kalıpları öğrenmeye, yaşadıkları tabii, sosyal ve kültürel çevreye uyum sağlayarak, belirli bir tipte insan olmaya zorlanmışlardır.''
''Terman ve Miles, bir araştırmaları sırasında, kullandıkları kadınlık-erkeklik indeksinin, eğitim, meslek ve kültürel yaşantı gibi faktörlerle ilişkili olduğunu görmüşlerdir. Yükseköğrenim görmüş olan entelektüel kadınların, kendi cinsiyet normlarından çok daha erkeksi olma eğilimi gösterdiklerini, aynı şekilde kültürlü erkeklerin de, yani entelektüel cinsten yahut artistik ilgilerle beslenmiş olan erkeklerin de çok daha kadınsı davrandıklarını ve iki cinsiyetin mizaç özelliklerinin de spesifik eğitimin yahut gündelik yaşantılarını eşitleştirici bir etkisi bulunduğunu tespit etmişlerdir. Terman ve Miles'in Sex and Personality araştırması, kişilikteki cinsiyet farklarının, biyolojik faktörlerden çok dış etkilerle ve kültür içerisindeki edinilen cinsiyet rollerinin etkisiyle meydana geldiğini gösterecek niteliktedir.''
Sayfa 153
''Adler hasta tedavi ederken görmüştür ki, (1) fiziki ve bedeni şartlardan kaynaklanan organ ve zihin yetersizliklerinin, (2) psikolojik şartlardan kaynaklanan eğitim hatalarının, özellikle ilk çocukluk döneminde, çocuğa karşı fazla zayıf davranarak onu şımartma ve ona karşı fazla düşkünlük gösterme halleri ile çocuğu ihmal etmenin ve (3) sosyolojik şartlardan kaynaklanan, aşırı fakirlik ve benzeri hallerden kaynaklanan yetersizliklerin veya bozuklukların kontrol altına alınmadığı veya bir şekilde telafi edilemediği durumlarda şekil almış olan hayat tarzı, başka bir ifadeyle, edinilmiş olan temel dünya görüşü, bireyi ve dolayısıyla diğer insanları bütün hayat boyunca rahatsız etmekte ve mutsuz kılmaktadır. Bu bakımdan, hayat tarzının oluşma süreci ile hayat tarzındaki sapmaların düzeltilmesi konusu, Adler'in sisteminin temel uğraşısı olmaktadır.''
''.. mesela 'tabiat' ile ilgili konuları, kainatı inceleyen bilimler anlamında 'kevniyyat bilimleri' olarak adlandırabiliriz. İslam bilim geleneğinde 'tabiat' kavramı yer almadığından 'tabiat bilimleri' kavramı yerine bunu tercih etmemiz gerekir. 'Tabiat' kavramı, Yunan bilim geleneğinden yapılan tercümelerle bize geçmiştir. Fail durumda bir etkinliği çağrıştıran tabiat kavramı, kainatta cereyan eden olayların kendiliğinden (tabiatları gereği) olduğu anlayışında yol açmaktadır. Halbuki İslam dünya görüşü bunu 'kevn' kökünden gelen 'oluş' anlamındaki bir kavram ile ifade etmiştir. Bu yüzden 'kevniyyat', 'oluşumlar' demektir. Oluşum ise bir yapıcıyı gerektirdiğinden, kainat fikri, zihni her zaman bir sebebe yönlendirmiştir.''
Sayfa 111