cantabile

cantabile
@cantabile
"Meliha Kamil'in kollarında bir nevi 'ziya-ı hafıza'ya uğrar, şahsiyetini inhilâl eder, benliği değişir ve mazisi kaybolur; belki de Kamil'in yanında duyduğu bu yenileşme ve şahsiyet değişikliğindendir ki Meliha ona meclûptur, belki de aşk budur: Bizi bıktıran benliğimizden ayrılmak ve şahsiyetimizi tâdât ettirmek ihtiyacı."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
''Toplumsal bilgi ile toplumsal gerçeklik birbirini tamamlamaktadır. Toplumsal bilgi, bireyler arasında nesilden nesile aktarılarak kültürel geleneği biçimlendirir. Kültür, toplumsal gerçeklik, toplumsal bilgi gibi kavramlar, o toplumca paylaşılan dünya görüşünü, anlamları, değerleri, ve uygulamaları yansıtmaktadırlar. Gerçeklik, oluşturulan bu tür bilgi birimlerinin kodlanması ve kavramsallaştırılması sonucu zihinde bir algılama örüntüsü oluşturur. Neyin geçerli, neyin geçersiz sayılacağına göre, her toplumun belirlediği toplumsal bilgi birimleri ve gerçeklik anlayışı zihin için bilgisel (epistemolojik) bir çerçeve kurar.''
''İlk aylardan itibaren beyin, dışarıdan gelen karmaşık türdeki uyarıları - sesleri, davranışları, görüntüleri, nesneleri - bir bağlama oturtarak tanımlamakta, neden-sonuç ilişkisi içinde anlamlandırmakta, sınıflamakta, bir takım genellemelere ve kurallara bağlamaya çalışmaktadır. Beyninin çözümleyen, örüntü oluşturan ve kural çıkartan bilişsel işlevleri ile insan, yaşamının ilk yıllarında bu fiziksel ve toplumsal dünyadan kendine sunulan tüm dilsel ya da dil-dışı uyarıları işlemlemekte; böylece algılama, yorumlama ve davranış biçimlerini yavaş yavaş yapılandırmakta; dolayısıyla, 'bilme' edinimlerini gerçekleştirmektedir.''
''Toplumsal bir uzlaşımın ürünü olmakla birlikte, dil, insanın üzerinde uzlaştığı herhangi bir sistem olmanın ötesine geçip, kültürün özelliklerine göre insan zihnini ve eylemlerini koşullamayı başarır. Dil aracılığıyla oluşan 'dünya görüşü' böylesi bir durumun sonucudur. Bir döngü içinde, koşullanan zihin ve eylemler yine bunlara uygun söylemi oluşturduğu için, insanın dili değil, belki de kendini 'araç' haline getirdiğini söylemek pek de yanlış olmaz.''
Sayfa 130
''Ichheiser'in terminolojisiyle, kişinin öyle ya da böyle kendini ifade edecek şekilde davranması, gözlemcilerin de bir şekilde izlenim edinmesi kaçınılmazdır. (16) Oyuncular kendilerini ifade etmeyi bırakabilir ama ifade yaymayı bırakamazlar.'' (109)