Puan vermedi·272 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 11:20
Aslında hepimizin zaman zaman sığ sulara düşen öz değerimizi yeniden keşfetmemiz için yazılmış oldukça samimi ve derinlikli bir rehber niteliğinde. Yazar, öz saygıyı sadece havalı bir kavram olarak değil, mutluluğun ve sağlıklı ilişkilerin temelindeki görünmez çapa olarak tanımlıyor. Kitap, günümüzde pek çoğumuzun yaşadığı o yetersizlik hissinin, aslında kendimize nasıl davrandığımızla doğrudan ilişkili olduğunu çok naif bir dille anlatıyor. İlişkilerimizde neden sınırlarımızı koruyamadığımızdan, başkalarının onayına neden bu kadar ihtiyaç duyduğumuza kadar pek çok içsel düğümü bir bir çözmeye çalışıyor. En önemlisi de, öz saygının sabit bir kader değil, üzerine çalışıldıkça güçlenen, tıpkı bir kas gibi zamanla geliştirilebilecek bir yetenek olduğunu bizlere hatırlatıyor. Kendi değerini dışarıdaki başarılarda değil, kendi içindeki şefkatte bulmayı öğrenmek isteyenler için adeta bir yol haritası çiziyor; hatalarımızla, eksiklerimizle ve tüm insan halimizle kendimizi kucaklamamızın ne kadar iyileştirici olduğunu vurguluyor. Öncelikle, eğer hayatın akışında kendini sürekli başkalarıyla kıyaslarken buluyorsan, hayır demen gereken yerde “evet” diyerek kendi sınırlarını ihlal ediyorsan veya aynaya baktığında kendine karşı oldukça acımasız bir yargıçtan farkın kalmadığını hissediyorsan, bu kitap sana çok iyi gelecek. Hayatındaki o içsel huzursuzluğu dindirmek, toksik ilişkilerin yarattığı yorgunluğu atmak ve en önemlisi kendi hayatının başrolünde başkalarının alkışına ihtiyaç duymadan da mutlu olabilmeyi öğrenmek istiyorsan senin için harika bir dönüm noktası olabilir. Kendine daha şefkatli bir gözle bakmak, duygusal olarak daha dirençli olmak ve hayatındaki tüm ilişkileri çok daha sağlıklı olacaktır. Sadece teorik bilgilerden oluşan sıkıcı bir kişisel gelişim kitabı değil;
Öz Saygı DersleriYoon Hong Gyun · Timaş Yayınları · 202661 okunma
9/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 08:31
İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali köylerinden çıkarak Çukurova'da çalışmaya giden saf ve temiz üç köydeştir. Birbirlerine yarenlik edeceklerine dair söz de verirler. Trenden inip Adana'ya geldiklerinde çırçır fabrikasının yolunu tutarlar, fabrika önündeki amelelerle beraber işe alınmak için beklerlerken Yusuf, fabrika sahibinin otomobili önüne kendini atarak meramlarını fabrika sahibine anlatır ve üçlü, bu fabrikada çalışmaya başlar. Köse Hasan'ın hastalıkla boğuşup işe gidemediği zamanlarda ırgatbaşının haftalıklarını kesmesinden ötürü fabrika sahibinin odacı-sekreterine şikayette bulunan ikili, sekreterle ırgatbaşı düzenbazlıklarıyla kovulurlar. Köse Hasanla yollarını ayırıp inşaata çalışmaya giden iki köylüden Pehlivan Ali kireç söndürme ocağında çalışırken İflahsızın Yusuf, Kılıç Usta'nın yanında duvar ustalığını öğrenmeye başlamıştır. Sayfalar arasında ilerledikçe Pehlivan Ali beraber çalıştığı Ömer Zorlu'nun Fatmasıyla kaçıp bir çiftlikte çapa işinde çalışırken Irgatbaşı'nın Fatma'ya göz koymasıyla Pehlivan Ali patoz makinesinde vazifelendirilir. Kitabın sonlarına doğru İflahsızın Yusuf'un hikayesiyle devam ederiz okumaya. Romanda dönemin gerçeklikleri çok başarılı bir anlatımla, yerel ağız çok iyi kullanılarak ustaca yazılmış. Dönemdeki kara düzeni görüyoruz ve işçilerin her türlü sömürülmesini; ırgatbaşı, katip bazen taşeronun, adı ne olursa olsun mutlaka bir sömürü düzeninde baş gedikli olanları Orhan Kemal'in akıcı anlatımından okuyoruz. Karakterlerin cahilliği, saflığı çokluk güldürse de kitabın sonuna doğru içimizi burkan gelişmeleri ipucu vermemek adına yazmadım. Romanın sinemaya aktarılması kitabın başarısının sonucu olsa gerek ancak kitaptansa sinema filmi daha çok biliniyor ülkemizde. Suat Derviş'in Fosforlu Cevriyesi'nden sonra yüksek
Edebiyat
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Rhys Bowen / Zafer Bahçesi Merhaba sevgili dostlarım 1918 dönemi savaş zamanını anlatan bir kurgu ile geldim. Kadınların iş hayatında olmadığı, tarlalarda bile çalıştırılmadığı dönemden. Kadınların sorumluluklarının sadece ev ve çocuk olduğu dönemden. Büyük Dünya Savaşı ile tüm düzenler altüst olmuş neredeyse hiç erkek kalmamıştı. On binlerce erkekler kaybedilmiş, kıtlık gelmiş ve salgın hastalıklarda başlamıştı. İş başa düşünce Emily ve arkadaşı Clarissa gibi bir çok genç kız önce devletin himayesinde gönüllü olarak çalışıp sonra da adım adım iş hayatına yönlendirilmişti. Emily babası yargıç olan seçkin bir ailenin kızıydı 21 yaşına gelmiş genç kız artık evlenmek ve kendi hayallerinin peşinden özgürce gitmek istiyordu. Kraliyet uçuş birliğinde Avustralyalı bir pilota aşık olur. Fakat ailesi bu adamı kesinlikle onaylamaz. Hem kendilerine denk olmadığını düşünürler, hem de davranışları kızın ailesi için oldukça rahatsız edici gelir. Genç kız Robbie’in tedavisi sürecince onunla buluşmak için yeni bir karar alır ve evden uzaklaşır. Konforlu, korunaklı evinden ayrılmak için düşünmeden her yolu dener. Gönüllü kara kızı olarak çalışmaya başlar. Yani bu konforlu hayatı bırakıp tarlalarda patates toplamaktan çapa yapmaya kadar gönüllü olur. Başta çok zorlanır fakat ailesinin tepkisine rağmen zamanla bu işe alışır. Devonshire’daki büyük bir malikaneye çalışmaya gider. Bir süre sonra ise savaş biter ve herkes yavaş yavaş evine dönmeye başlar. Emily’nin hayatı altüst olmuş ve hamile olduğunu öğrenmiştir. Evlenmeden sevdiği adamdan çocuğu olmuştur. Kara haber gazetelerde yayınlanmış ve nişanlısını da kaybetmişti. Uçak kazasında ölen adam geride hamile bir genç kadın bırakmıştı. Hamileliğinden utanarak ailesine sığınamayan genç kız daha önce çalıştığı malikanede çalışmaya başlar.
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202635 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 10:58
Kitabı edebi bir gözle incelediğimizde, onun bir tarih kitabından öte, kolektif hafızamıza atılmış bir çapa olduğunu görürüz. İsmail Bilgin, burada sadece kronolojik bir sıralama sunmaz; adeta bir dedektif titizliğiyle, zamanın tozlu raflarına kaldırılmış, unutulmaya yüz tutmuş veya mitlerin gölgesinde kalmış "insani" detayları gün ışığına çıkarır. ​Destandan Gerçekliğe Geçiş: Yazar, Çanakkale’yi "ulaşılmaz bir anıt" olmaktan çıkarıp, onu etten ve kemikten insanların yaşadığı, acının, yokluğun ve stratejik dehânın hüküm sürdüğü bir "zaman kesiti"ne dönüştürür. Edebi dili, okuyucuyu o dönemin kasvetli ve barut kokulu atmosferine taşırken, sarsıcı sorularla o atmosferin içinde derin bir sorgulama yapmaya zorlar. ​"Ezber" ile "Gerçek" Arasındaki Araf: Kitap, okurun zihnindeki yerleşik kalıpları (mitleri) yıkarak, bu yıkıntılar arasından gerçekliğin yalın halini inşa eder. Edebi bir üslup içerisinde sunulan bu "101 soru", okuyucuyu sadece bir izleyici değil, aynı zamanda o tarihi sürecin bir tanığı haline getirir. ​İnsan Odaklı Bir Anlatı: Savaşın makro ölçekli stratejilerinden ziyade, siperdeki askerin psikolojisine, o dönemdeki yaşam koşullarına ve "tarihsel yanlış bilinenler"in insanın zihnini nasıl bulandırdığına odaklanması, esere insani ve dramatik bir katman kazandırır. Bu, sadece bir zafer anlatısı değil, aynı zamanda insanın varoluş mücadelesine dair bir metindir. ​Sonuç: Bir Farkındalık Metni ​İsmail Bilgin, bu eseriyle Çanakkale Savaşı'nı "duygusal bir retorik" olmaktan çıkarıp, "bilgi temelli bir saygı duruşu"na dönüştürür. Kitabın gücü, olayları kendi mecrasında bırakmak yerine, onlara eleştirel ve derinlikli bir gözle bakma cesaretinden gelir. "Çanakkale Tufanı", tarihle kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımlayan, merakı körükleyen ve ezberlerimizi bozarken
1000Kitap
Çanakkale Tufanıİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 201939 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
İsim, bir insanın her şeyidir. Kimliğimizdir. Kocaman evrendeki bir kum tanesinin hayata tutunabilme mücadelesidir. Kimliğimizi kazanabilmenin ilk aşamasıdır doğduğumuzda bize verilen isim... Önce ailede aldığımız eğitimle, sonra okul hayatımızla başlayan o sosyal piramitle Kimliğimizi inşa etme yoluna adım atarız. Ailemiz, yaşadıklarımız, yetişkinliğimiz, aşık olup kurduğumuz yuva... Hepsi kendi kimliğimizin ayrılmaz parçalarıdır. Yazarımız Florence Knapp, edebi kariyerinin ilk romanı olan "İsimler"de bu tarz bir kimlik arayışının peşine düşer. Konuyu benzersiz bir şekilde ele alır ve kadercilik ile kimliği birleştirir. Tek bir karar, üç isim ve küçük nüanslarla tetiklenen üç farklı hayat, sonsuz ihtimaller! Kurgunun bu can alıcı bakış açısını, ilk romanı olmasına rağmen bir psikolog gibi, usta bir yazar gibi başarıyla işler. Bu yönüyle Knapp, okuru her zaman ayakta tutmaktadır. Zekice kurgulanan bu labirentte, en küçük bir değişiklik aile bağlarına etki etmekte ve ana karakterlerin içsel sorgulamalarına yol açmaktadır. Bu psikolojik romanda Florence Knapp, aile içi şiddeti de okura gösterir ve alt metinde her zaman bir kurtuluş yolu olduğunun altını çizer. Öte yandan, yazarın aile kavramını ve aile ilişkilerini ele alışını psikolojik açıdan çok beğendim. Tüm bunları ilk romanıyla başarması ve kurguyu bu kadar harika işlemesi, yazara saygımı fazlasıyla uyandırdı. Ayrıca "İsimler"in 2025 Goodreads Okur Ödülleri Finalisti oluşu ve pek çok yazılı ve sosyal medyanın en iyi roman seçkilerinde bulunması; kurgunun nasıl başarıyla işlendiğini de gösteriyor. Hikaye üç farklı isim seçimiyle ve yedi yıllık zaman dilimleriyle işleniyor. Florence Knapp, yalın bir üslup tercih ederken oluşturduğu o psikolojik durağanlık, romana sürükleyicilik kazandırıyor. Çok çok sevdiğim bir
Edebiyat
İsimlerFlorence Knapp · Domingo Yayınevi · 2026392 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 17:36
Psixoloq, psixiatr ,psixoanaliz elminin banisi Ziqmund Freud ómrunun son illerinde yazdigi en son eseri olan bu kitabinda tarixden getirdiyi arqumentlere esasen Musanin eslen yehudi deyilde misirli oldugunu tesdiqleyir ve bunu ôzúnún yaratdiği psixoanalitik teliminin kómeyi ile inceleyerek çox gozel statlar getirir.Bu kitab Freudun ən mübahisəli və cəsarətli əsərlərindən sayılır; dinə, tarixə və inanca elmi-psixoloji prizmadan yanaşır. Freud bu kitabi yazdiqdan sonra çapa vermek ucun (kitab cox seskuy getireceyine ve birmenali qarşilanmayaciga gore) bir muddet gozlemeli olmusdur Ziqmund yehudilerin etnik kóklerinden ,dinlerin tarixine qeder araşdirmalari insan psixikasi ile inanilmaz sekilde serh edir hetta tekallahlilihin( monoteizmin) menşeyini psixoanalitik baximinda çox genis şekilde izah edir.Oxucuya çatdirmaq istediyi motivler ise Din kollektiv şüuraltının məhsuludur Təkallahlılıq tarixi bir travmanın nəticəsi kimi formalaşıb Günah, günahkarlıq hissi və ata fiquru dinin mərkəzində dayanır Dini inanc insan psixikasının qorxu və ehtiyaclarından doğur Felsefe,din,tarix ,psixologiya janrinda sevenler mutleq oxusun
Musa və TəkallahlılıqSigmund Freud · Qanun Nəşriyyatı · 2016818 okunma
Reklam
Reklam